Sağlığın Önüne Geçmek

Sağlığın Önüne Geçmek

Sağlık hizmetleri önümüzdeki on yılda belki de bugünkünden çok farklı hale gelecek. Sigortacılık da bu farklılaşmaya ayak uydurmak durumunda kalacak. Bugün tazminat prim oranının yükselme ihtimalini göz önüne alarak bazı tarama testlerini ödeme konusunda bile çekingen davranabilen bazı Sigorta Şirketleri, bırakın tarama testlerini, hastalanma veya yaralanmayı önlemek için ödemeler yapacaklar. Hatta buna yönelik ev düzenlemelerinin ödemesini yapan poliçe örnekleri uygulanmaya başladı bile…

Bu hafta, sağlıklı yaşlanmanın uzun süreli sağlık sigortacılığı ile bağlantısını değerlendirmek istemiştim. Sağlık sigortacılığıyla ilişkisini de kurmak istiyordum. Bir baktım ki, “Uzun Ömür Fırsatı” ile başlayan sosyal medya paylaşımı var.

İşte başlıkta, Sağlığın Önüne Geçmek oradan çıktı. “Longevity” konusunda çalışan uluslararası bir değer, Prof. Adil MARDİNOĞLU’nun “The Longevity Opportunity: AI Meets Big Biological Data”, Uzun Ömür Fırsatı: Yapay Zeka Büyük Biyolojik Veriyle Buluşuyor başlıklı yazısından böyle esinlendim.  

Bağımsız Yaşama ile Yaş Alma

Dünya Sağlık Örgütü, 2021–2030 Sağlıklı Yaş Almada On Yıl Stratejisi’nde dört temel başlığı vurgulamış;

  1. Yaş dostu ortamlar yaratmak,
  2. Bireylerin uzun süre bağımsız yaşamalarını desteklemek,
  3. Uzun dönem bakım sistemlerini güçlendirmek,
  4. Yaşlı bireylere yönelik sağlık sistemlerinin kapasitesini ve dayanıklılığını artırmak.

Baktığınızda, sanki hepsinin birbiriyle ilişkili olduğu, geçtiğimiz haftanın başlığını hatırladığınızı görüyor gibiyim. Gerçekten de, geçen haftanın “Uzun Ömür Tıbbı” başlığıyla ilişkili yukarıda sıralanan 4 kavram, sonuçta hepsi birbirini tamamlayan kavramlar gibi. Nasıl olmasın ki, Dünya Sağlık Örgütü gibi bir kurumun, dünyanın sağlık gündemini yakalayan ortak akıl ile belirlenmiş vurgusu…

Ortalama Sağlıklı Yaşam 57,6 Yıl

TÜİK, yeni doğmuş bir bireyin mevcut ölümlülük risklerine maruz kalması durumunda yaşaması beklenen ortalama yıl sayısı olarak ifade edilen Türkiye’de doğuşta beklenen yaşam süresini 2021-2023 döneminde 77,3 yıl iken 2022-2024 döneminde 78,1 yıl olarak duyurdu (https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Hayat-Tablolari-2022-2024-54081).

Bu verilere göre, Türkiye’de doğuşta beklenen yaşam süresi; erkekler için 75,5 yıl, kadınlarda 80,7 yıl olmaktadır. Genel olarak kadınlar erkeklerden daha uzun süre yaşamaktadır, erkek ve kadın arasındaki doğuşta beklenen yaşam süresi farkı 5,2 yıldır.

Yaşa göre ortalama kalan yaşam süresi 15 yaşında 64,3 yıl, 30 yaşında 49,9 yıl, 50 yaşında 30,9 yıl, 65 yaşında ise 18 yıl olarak belirlenmiştir.

Belirli yaşta günlük yaşamı sınırlandıracak bir sağlık sorunu olmadan yaşaması beklenen yıl sayısı şeklinde tanımlanan sağlıklı yaşam süresi, TÜİK kayıtlarında doğuşta ortalama 57,6 yıl olarak yer almaktadır. Türkiye’de 65 yaşındaki bir kişinin kalan yaşam süresi düşünüldüğünde, 65 yaşında ortalama 25,4 yıl sağlıklı olmayan süre olarak geçebilecektir.

Şimdi gelelim, sağlık sigortacılığı ile uzun ömür arasındaki ilişkinin ekonomik boyutuna…

1 Dolar Yatırıma 3–7 Dolar Getiri

İşte tam bu noktada, geçen haftaki yazımda da belirttiğim gibi, Sağlık Yönetimi’nde Hocaların Hocası Haydar SUR Hoca’nın, yaşlılığın ekonomik boyutu ve oluşturacağı faydalara ilişkin yaklaşımlarını paylaşacağım. Bu yaklaşımlar, 28 Kasım 2025 tarihli HIMMS Eurosia Teknolojik Çözümlerle Sağlıklı Yaşlanma ve Finansmanı (Longevity) adlı panelde sunulmuştur.

Öncelikle, ekonomik olarak neden mantıklı sorusunun cevabını verilmiş, bunlar arasında öne çıkanlar şöyle sıralanmış;

  • Ekonomik boyutun yıllık yüzde 8–12 büyüme potansiyeli getirebileceği,
  • Sağlıklı yaş alma teknolojilerine yapılan her 1 dolar yatırımın 3–7 dolar arasında ekonomik fayda sağlayabileceği,
  • Azalan sağlık harcamaları ile artan bağımsız yaşam imkanı ortaya çıkabileceği,
  • Düşen bakım maliyetlerinin azalan acil servis ve hastane yatış yüküne yol açabileceği,
  • Sağlıklılığın, üretkenlik ve yeni teknoloji yoluyla artan istihdama katkı oluşturabileceği.

Türkiye’de Beklenen Ekonomik Fayda başlığı altında, 2024-2030 arası gereken yıllık yatırım tahmininde;

  • Dijital sağlık uygulamalarına 100–150 milyon dolar,
  • Tele-sağlık sistemlerinin genişletilmesine 70–120 milyon dolar,
  • Giyilebilir cihaz ekosistemlerinin yaygınlaştırılmasına 40–80 milyon dolar,
  • Akıllı yaşlı bakım merkezleri, IoT sensör ağından 150–250 milyon dolar öngörerek

Türkiye’nin sağlıklı yaş alma teknolojileri için yıllık toplam yatırım ihtiyacı olarak 350–600 milyon dolar gerektiğini belirtmiştir.

Bilindiği gibi, sağlıklı yaş alma yaklaşımının tıbbi ve bilimsel temellerini oluşturan bir kavramdır. Yaşam süresini uzatmakla birlikte bu sürenin sağlıklı geçen yıllarını (healthspan) en üst yaşa çıkartmayı hedeflemektedir. Birden fazla disiplini bütüncül bir yaklaşımla gören ama aynı zamanda kişiselleştirilmiş bir alandır.

Daha önce de alıntılar yapmıştım. Geçmiş dönem Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı da yapmış olan Profesör Adil MARDİNOĞLU, Longevity konusunda bir ekiple birlikte çalışmaktadır. Adil MARDİNOĞLU halen King’s College London ve KTH-Royal Institute of Technology’de (İsveç Kraliyet Teknoloji Enstitüsü)  sistem biyolojisi profesörüdür. Hesaplamalı biyoloji, moleküler biyoloji ve ilaç geliştirme alanında çalışan araştırıcılardan oluşan bir ekibe liderlik etmektedir.

Öte yandan, Seattle’daki Sistem Biyolojisi Enstitüsü’nden Prof. Leroy Hood, Longevity konusundaki gelişmelerin modern biyotıbbın hedeflerini değiştirdiğini açıklamaktadır.  Amacın, hastalığı tedavi etmek yerine, sağlığı optimize etmek, hastalığı önlemek ve nihayetinde bireylerin sağlık ömrünü 90’lı yaşlarına veya daha ötesine uzatmak olacağını ifade etmektedir.

Prof. MARDİNOĞLU, ekip olarak yaptıkları bir çalışmada; Alzheimer hastalığında, gelişmiş yapay zeka ve sistem biyolojisi yaklaşımı entegrasyonuyla, altında yatan moleküler mekanizmaların ortaya çıkarılabildiğini ve birleştirilmiş metabolik aktivatörlere dayalı etkili bir tedavi stratejisi geliştirilebildiğini belirtiyor. Önümüzdeki beş yıl içinde, Alzheimer hastalığının yönetimi ve tedavi optimizasyonunda atılımlar olacağını ve daha uzun dönemde, geliştirilmiş verilerle donanmış olarak, “bireyleri biyolojilerine göre uyarlanmış yaşam tarzı ve terapötik müdahalelere yönlendirebilecek kapsamlı önleyici platformlar” öngörüldüğünü söylüyor.

Tüm bu ilerlemeler, doğaldır ki hemen olmuyor. Biyobelirteçler klinik doğrulamadan geçiriliyor, geliştirilen ilaçlar uzun yıllar süren klinik araştırmalardan geçiyor. Sonunda maliyetlerin düştüğü, yapay zeka ile hesaplamaların yapılabildiği noktalara ulaşılıyor. Bu konularla, inanın çok uzak gelecekte karşılaşmayacağız.

Önümüzdeki yıllarda, sadece dünya örnekleriyle değil, ülkemize ait araştırma sonuçlarını da yaşayacağız. İçinde bulunduğum bir TÜBİTAK Projesi’nde, İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa ile birlikte 4 ayrı Üniversite ekibi, Nöron Hasarına Yol Açan Hastalıkların Tanı Tedavi ve İzlemine Yönelik Biyobelirteç ve İleri Teknolojik Uyarı Sistemlerinin Geliştirilmesine yönelik bir çalışma uygulamaktadır.

Başlarken belirtildiği gibi, sağlık hizmetleri önümüzdeki on yılda belki de bugünkünden çok farklı hale gelecek. Sigortacılık da bu farklılaşmaya ayak uydurmak durumunda kalacak. Bugün tazminat prim oranının yükselme ihtimalini göz önüne alarak bazı tarama testlerini ödeme konusunda bile çekingen davranabilen bazı Sigorta Şirketleri, bırakın tarama testlerini, hastalanma veya yaralanmayı önlemek için ödemeler yapacaklar. Hatta buna yönelik ev düzenlemelerinin ödemesini yapan poliçe örnekleri uygulanmaya başladı bile…

Belki de kamu sigortasıyla birlikte uzun süreli sağlık sigortacılığına başlayan özel sigortalar, Sevgili Adil Mardinoğlu Hoca’nın da vurguladığı gibi, genç yaşta sigortalılarını biyolojilerine göre uyarlanmış yaşam tarzına yönlendirebilecek önleyici müdahalelerle takip edecekleri günleri yakında yaşayabileceğiz.

Geleceğin İlaç Geliştirme Yaklaşımları ve ‘Çokbilmiş Olmak’

Geleceğin İlaç Geliştirme Yaklaşımları ve ‘Çokbilmiş Olmak’

Bu hafta, yapay zeka ile yeni bir çağı anlatan Adil Mardinoğlu’nun sosyal medya paylaşımından söz ederek başlayacağım. Zaten başlığın bir kısmı da o yazıdan alınmıştır.

İlaç sektöründe yeni ilaç geliştirme yaklaşımlarında yapay zekanın rolü değrlendirilen “Geleceğin İlaç Geliştirme Yaklaşımları: Yapay Zeka ile Yeni Bir Dönem” başlıklı yazıda, “Artık bir molekülü sadece biyolojik aktivitesine göre değil, sistem içindeki etkisine göre değerlendiriyoruz” saptamasında bulunuluyor. Gelecek vizyonlarında; hastaya özgü araştırma stratejileri için dijital modellemeler, senaryo simülasyonlarında kişiselleştirilmiş hasta verilerinin kullanılması ile klinik öncesi fazlarda yapay zeka destekli molekül modellemelerinin yer aldığı belirtiliyor.

2014 yılında kurulan Türkiye Sağlık Enstitüleri (TÜSEB) başkanlığını 2019-2020 yıllarında Prof. Dr. Adil Mardinoğlu yürütmüştür. İngiltere’deki King’s College London’da ve İsveç’teki Kungliga Tekniska Högsklan (KTH) Royal Institude of Technology’de; biyokimya, moleküler biyoloji, bilgisayar bilimleri, yapay zeka, endokrinoloji ve metabolizma alanlarında çalışmaktadır. Mardinoğlu, aynı zamanda 100. Yıl TÜBİTAK Özel Ödülü sahibidir.

Süreçleri Hızlandırma

Kaynaklar, ilaç sektörü için yapay zekanın yıllık 350 milyar doların üzerinde değer oluşturduğunun beklendiğini göstermektedir.

Maliyet artışlarına ek olarak süresi dolan patentler de dikkate alındığında, bir yandan daha düşük maliyetle üretim diğer yandan da hızlandırılmış ilaç geliştirme süreçlerini zorunlu kıldığı ifade edilmektedir. Hızlandırılmış ilaç geliştirme süreçlerinde, son yıllarda kullanılan en etkili yol da, yapay zeka alanına yapılan yatırımlar olarak görülmektedir.

Bu tespitler, detaylarını okumanızı önereceğim, dünya şirketlerini izleyen ve karşılaştıran bir platforma ait yayında şöyle özetlenmektedir (https://www.cbinsights.com/research/ai-readiness-index-pharma-2025/);

  • İlaç sektörünün yapay zeka entegre tesisleri kurmaya yönlendirilmesinde sıralanan 50 küresel ilaç şirketi arasında ilkler arasında; Lilly, Merck, Bayer, AstraZeneca, Roche, Sanofi, Pfizer, Amgen, AbbVie, Johnson & Johnson, Bristol Mayers Squib, Novartis, Takeda, Regeneron, Novo-Nordisk şirketleri yer alıyor. Puanlamada, ilk iki sıra arası fark sadece 3,9 puan.
  • Yeni tesisler, önümüzdeki yıllarda büyük ölçekli yapay zeka uygulamaları için bir test alanı görevi görecek ve hangi şirketlerin kalıcı rekabet avantajları elde edeceğini belirleyecek.
  • İlaç sektörü yapay zeka liderleri, sermaye dağıtımı ve stratejik ittifaklar gibi tamamlayıcı stratejilerle yapay zeka hazırlık kodunu da çözerek çift yönlü bir oyun oynuyor.
  • Çığır açan yenilikler giderek daha fazla şirket içi geliştirmeden ziyade ortaklıklardan ortaya çıktıkça, dış iş birlikleri en üst sıralarda yer alıyor.
  • Onkoloji, ilaç sektöründeki yapay zeka ortaklıkları için en önemli öncelik olarak kendini kanıtlamıştır. Bu alan, tüm ortaklıkların üçte birini oluştururken, önde gelen girişimler, tümör profillemesinden hasta takibine kadar tüm bakım süreçlerinde büyük ilaç şirketleriyle iş birliği yapan ekosistem paydaşları olarak ortaya çıkmaktadır.
  • Tümör profillemesinde Caris Life Sciences, hasta izlemede Huma bu paydaşlara örnek olarak gösterilmektedir.
  • Gümrük vergileri ve jeopolitik gerginliklerden kaynaklanan tedarik zinciri kesintileri, neredeyse her büyük ilaç şirketinin yeni ABD ve AB üretim ve araştırma merkezlerine milyarlarca dolar yatırım yapmasıyla, yerel tesislere büyük yatırımları hızlandırdı.
  • Bu alandaki en büyük taahhütlerin; 55 milyar dolarla Johnson & Johnson, 50 milyar dolarla Roche ve 27 milyar dolarla Lilly tarafından yapılmaktadır.
  • Bu tesisler, kapasiteyi değiştirmeye ek olarak; otomasyon, Nesnelerin İnterneti (IoT) sensörleri ve yapay zekayı temel iş akışlarına dahil ederek kapsamlı dijital dönüşüm stratejileri uygulama fırsatı sunuyor.
  • Planlanan yapay zeka entegrasyonu, öngörücü bakımdan operasyonel optimizasyona kadar uzanıyor. Bu yeni tesisler, önümüzdeki birkaç yıl içinde yapay zeka ve otomasyonun büyük ölçekli dağıtımı için test alanları olarak hizmet verecek ve entegrasyonları en etkili şekilde uygulayan şirketler, verimlilik ve inovasyonda rekabet avantajları elde edecek.
  • LLM (Large Language Model) olarak bilinen çok büyük miktarda metin verisi üzerinde eğitilmiş, insan dilini anlama ve üretme yeteneğine sahip yapay zekâ modeli olan Internal LLM (Dahili LLM)’de, şirketlerin veri sorgulama ve belge işleme otomasyonunu sağlamak için özel sistemler geliştirmesi veya büyük teknoloji şirketleriyle ortaklık kurmasıyla, ilaç sektöründe yapay zeka dağıtımının ikinci ayağı haline geldi.
  • Örneğin, Pfizer’ın Amazon destekli Vox platformu, şirketlerin bu araçları şirket içi araştırmacıların kullanımı için nasıl dağıttığını gösterirken, Merck ve Bayer gibi şirketler iş birimleri genelinde kapsamlı LLM sistemleri uyguladı.
  • Onkoloji, analiz edilen 50 şirket arasında ilaç sektöründeki iş ilişkilerinin üçte birini ele geçirerek, ilaç sektöründeki yapay zeka ortaklıkları için açık ara odak noktası haline geldi; bu, diğer tüm tedavi alanlarından çok daha fazla. Bu yoğunlaşma, hem pazar dinamiklerinden hem de kanser verilerinin karmaşıklığından kaynaklanıyor.
  • Kanser oranları dünya çapında artmaya devam ederken, alan hassas onkolojiye doğru kayıyor ve bu da ilaç şirketlerine kanser tedavisinin birçok alanında yapay zekayı uygulama fırsatları yaratıyor. Ayrıca, kanser ilacı gelirleri son on yılda yüzde 70 artarak yapay zeka destekli ilaç geliştirme için önemli bir ticari fırsat yarattı.

“Çok Bilmiş Olmak”

2011 yılında pankreas kanserinden ölümünün 5 hafta öncesine kadar CEO olarak görev yapan Apple kurucu ortağı Steven Paul Jobs, 2005 Stanford Üniversitesi mezuniyet töreninde bakın ne söylemiş; “Çok bilmiş olmak, her şeyi bildiğini sanmak anlamına gelir. Oysa, dünyaya merakla bakmayı, sürekli öğrenmeyi, keşfetmeyi ve yenilikçi düşünmeyi ifade eder

Bu tespitleri aktarmamın ana nedenleri arasında; gerektiğinde rakipler arasında bile kurulabilecek ortaklıkların önemini ve gelişen yapay zeka teknolojisinin “olmazsa olmaz” olduğunu vurgulamaktır. Bu vurgu, sadece ilaç sektörüne özgü de değildir.

Sağlık alanında; sigortacılıktan hizmet sunumuna, mevzuattan organizasyonuna kadar her boyutta yenilikçilik için ana ilke olmalıdır. Zaten, inovasyon olarak bilinen yenilikçilik herkesin yapmadığını yapmak anlamında da kullanılmaktadır. Böylelikle, farklılıkları görme ve uygulama üzerine odaklanılır, sağlıkta yapılanların tekrarı değil yapılmayanları yapma gerçekleşmiş olur.

Sağlık Sigortası Kapsamının Tedaviden Korumaya Yönelmesi

Sağlık Sigortası Kapsamının Tedaviden Korumaya Yönelmesi

Bu haftaki başlık, Mayıs ayındaki iki ayrı toplantının ortak temasından alınmıştır. Katılımcı veya moderatör olduğum bu iki toplantıdan ilki 23 Mayıs 2025 Türkiye Sağlık Platformu TUSAP 42. Vizyon Toplantısı, ikincisi ise 29 Mayıs 2025 Türkiye Sigorta Birliği Mutabakat Çalıştayı oldu.

TUSAP Vizyon Toplantısı’nda, “Koruyucu Sağlık Endüstrisinin Geliştirilmesinde Sigortanın Rolü”; kamu ve özel sağlık sigortası yetkilileri tarafından tartışılmış ve daha sonra konuya özel anket ile sayıları 80’i aşkın sektörü temsil eden üst düzey karar vericiyle birlikte değerlendirilmiştir.

Türkiye Sigorta Birliği Mutabakat Çalıştayı ise, 18-19 Eylül 2024 tarihli Arama ve 10 Ocak 2025 Önceliklendirme Konferansı devamı olarak yapılmıştır. Daha önceki toplantı katılımcılarından oluşan Sağlık Çalışma Grubu, sigortacılıkta belirlenen 13 ana başlıktan biri olarak Mutabakat Çalıştayı’na önerilerini sundu.

Olası Ön Koşullar

Türkiye Sigorta Birliği Arama Konferansı’nda sağlık sigortacılığında bazı ön koşullar tartışılmıştı, bunlar arasında;

  1. Özel Sağlık Sigortacılığında GAP Analizi yoluyla; boşluk alanları belirlenmeli, önümüzdeki 10 yıl için hedefler netleştirilmeli, aradaki boşlukların nasıl aşılacağına yönelik rol ve sorumluluk dağılımı yapılmalı,
  2. Hastalığın sigortalanması yaklaşımından, sağlığın korunması ve geliştirilmesine, hasta olunduğunda da o hastalığın yönetimi yaklaşımına geçilmeli, bu kapsamda; sağlığın korunması ve geliştirilmesi prim indirimi gibi yollarla teşvik edilmeli, tarama testleri ile erken tanı için yapılabilecek yenilikçi testler de dahil ilgili bazı tetkikler poliçe kapsamına alınmalı, birinci basamaktan (aile hekimleri) üçüncü (üniversite hastaneleri) hatta dördüncü basamak (özel dal hastaneleri) sağlık kuruluşlarına kadar bütünleşik hastalık yönetimi uygulaması desteklenmeli,
  3. Uzun süreli sağlık sigortacılığındakine benzer yaklaşımla, özel sağlık sigorta primlerinin erken yaşlarda alınmaya başlanması sağlanmalı, yenileme garantisinde yaşanan darboğazların oluşmaması için de belirlenecek gerekli durumlara yönelik güvence fonu benzeri kamu desteği verilmesi gerektiği,
  4. Devlet mutlaka prim ve/veya vergi desteği sağlamalı

Özel Sağlık Sigortacılığı Boşluk Alanları

Bu ön koşullar sonrası, özel sağlık sigortacılığı boşluk alanları olarak tartışılan sağlık sigortası önerileri şu şekilde sıralanmıştı;

  1. Tamamlayıcı sağlık sigortası fiyat/ürün revizyonu (Üniversite+şehir hastanesinde de)
  2. Uzun süreli sağlık sigortası,
  3. Yaşlı bakım sigortası,
  4. Kritik hastalıklar sigortası,
  5. Hastalıktan korunmayı ve sağlığı geliştirmeyi teşvik eden sağlık sigortası,
  6. Uzaktan sağlık ve hastalık yönetimine ilişkin sağlık sigortası,
  7. Sağlık taraması ve yenilikçi tedavilere ilişkin sağlık sigortası (generative AI destekli)

“Sağlık Sigortası Kapsamının Tedaviden Korumaya Yönelmesi” kapsamında ise;

  1. Özel sağlık sigortacılığının tanı ve tedavi risklerinin finansmanını sağlayan yapısı sürdürülürken,  sigortalıların sağlıklı kalmalarına yönelik koruyucu sağlık (birincil koruma, ikincil koruma ve üçüncü koruma) hizmetlerinin de kapsandığı ve uzun süreli sigorta kapsamında uygulamaya geçmesinin sağlanması,
  2. Sağlık hizmet sunucularının bireye sunduğu tanı, tedavi ve rehabilitasyon hizmetlerinden elde ettiği gelirler yanında bireyin hastalık riskinin üstlenmesinde rol aldığı ve aynı zamanda sağlıklı kalma halinden de gelir elde edebildiği bir sigorta ve sunum modeli kurulmasına geçişin gerçekleştirilmesi,

başlıklarının yer alabileceği gündeme gelmişti.

Eylem Adımları

Çalışma Grubu’nun oluşturduğu eylem planında 2026 yılını da içerecek bir şekilde 13 ana eylem adımı sıralanmaktadır;

  1. Sağlık hizmet finansörleri ve sunucuları ile sağlık endüstrisinin diğer paydaşlarının ekosistem hizalanması
  2. Özel sağlık sigortacılığı ile aile hekimliğinin entegre edilmesi
  3. Bireye yönelik koruyucu sağlık hizmetlerinin özel sağlık sigortaları kapsamına alınması
  4. Hastalık riskinin ve sonrasında tedavi riskinin yönetimi
  5. Erken yaşta sigortalı olunan uzun süreli sağlık sigortalarının yaygınlaştırılması
  6. Erken sigortalanmada teşvik sisteminin oluşturulması, bireyin sağlık sorumluluğuna katılımı mekanizmalarının (ödül/yaptırım) geliştirilmesi
  7. Devlet teşvik mekanizmalarının yeniden yapılandırılması
  8. Öncelikli konular belirlenerek tarama programlarıyla yenilikçi tedavilere odaklanılması
  9. Sağlık hizmetindeki kazanımlar karşılığında sağlık sigortacılığının değer temelli modele dönüştürülmesi
  10. Tanı tedavi protokolleri
  11. Mevzuat değişiklikleri
  12. Sağlık hizmet sunucuları için akreditasyon
  13. İletişim ve İkna Faaliyetleri

Geliştirme Konuları

Sonuncusu 29 Mayıs 2025 tarihinde yapılan Türkiye Sigorta Birliği’nin bu süreçteki son çalışması olan Mutabakat Çalıştayı’nda; Geliştirme Konuları olarak;

  1. Primle finansmandan bağımsız olarak çalışabilecek sektörde tartışılmakta olan yenilikçi tedaviler fonu önerisi benzeri bir kamu fonu kurulması,
  2. SGK anlaşması olmayan sağlık kurumlarında gereksiz/kötüye kullanmayı önlemeye yönelik yapay zeka destekli mekanizmalar geliştirilmesi,
  3. Yapay zeka aracılığıyla e-Nabız üzerinden koruyucu sağlık hizmetleri için giyilebilir teknoloji ve mevcut dataların kullanımıyla bir uyarı mekanizmasının kurulması, (ulusal yasal yapay zeka algoritması),
  4. Koruyucu sağlık hizmetlerine ilişkin tanı tedavi protokolleri bulunmadığı veya uygulanmadığından kuralların netleştirilmesi,
  5. Uzun süreli sigorta konusunun bu projenin hızı konusunda risk oluşturabileceği

sıralanmaktadır.

Yol Haritası

Bu hafta, tümünde içinde bulunduğum bir süreci paylaştım. Doğal olarak, ekleyecek hiçbir alt başlığım bulunmuyor. 2026 yılını da içerecek zaman planına kadar yol haritası içeren, kimlerin hangi iş adımından sorumlu olacağı tanımlanan bir çalışmadan söz ediyorum.

Bu çalışmayı yapma iradesini ortaya koyarak süreci yürüten;

Türkiye Sigorta Birliği Başkanı Uğur GÜLEN ile ekip arkadaşlarına,

ARAMA Danışmanlık Kurucusu Oğuz BABÜROĞLU ve ekip arkadaşlarına ve ayrıca sağlık sigortacılığına emek ve gönül verenlere katkılarından ötürü teşekkür ediyorum.

Önümüzdeki hafta, yine bu konuyla ilgili 23 Mayıs 2025 Türkiye Sağlık Platformu TUSAP 42. Vizyon Toplantısı’nı özetlemeyi planlıyorum. Diliyorum ki, konuşulanlar, tartışılanlar ve üretilenler; kamu özel ayrımı yapmaksızın sağlık sigortacılığının geleceğine katkıda bulunsun…

Sigortacılar ve Ortalama Yaşam Süresi Artışı

Sigortacılar ve Ortalama Yaşam Süresi Artışı

Cenevre Birliği, üyeleri ve şirketleri, akademik kurumlar ve çok taraflı kuruluşlarla iş birliği içinde titiz araştırmalar yürütmektedir. Şubat 2025’de yayınlanan, Türkçesiyle, Sigorta ve Uzun Ömür Ekonomisi: 100 Yıllık Yaşamlar Çağında Korumayı Yönlendirmek adlı yayın bunlardan biridir. Yayın, sigortacıların mevcut çözümleri geliştirme ve yeni çözümler üretme, böylece dayanıklı bir uzun ömürlülük ekonomisini teşvik etme fırsatlarını vurguluyor.

1973 yılında kurulan Cenevre Birliği, sigorta şirketlerinin tek uluslararası birliğidir; üyeleri sigorta ve reasürans CEO’larıdır. Küresel sigorta endüstrisinin düşünce kuruluşu olan Cenevre Birliği, üyeleri ve şirketleri, akademik kurumlar ve çok taraflı kuruluşlarla iş birliği içinde titiz araştırmalar yürütmektedir.

Şubat 2025’de yayınlanan, Türkçesiyle, Sigorta ve Uzun Ömür Ekonomisi: 100 Yıllık Yaşamlar Çağında Korumayı Yönlendirmek adlı yayın bunlardan biridir. Özgün adı, “Insurance and the Longevity Economy: Navigating Protection in The Era of 100-year Lives” olan bu yayında, uzun yaşam süresinin sosyo-ekonomik etkileri ile sigortacılığa yansımaları aktarılmıştır (https://www.genevaassociation.org/sites/default/files/2025-02/insurance_and_longevity_report_1902_final.pdf). Yayın, sigortacıların mevcut çözümleri geliştirme ve yeni çözümler üretme, böylece dayanıklı bir uzun ömürlülük ekonomisini teşvik etme fırsatlarını vurguluyor.

Demografik Değişim

Tüm dünyada demografik yapı değişiyor. Değişen bu nüfus yapısı ülkelerin toplumsal dinamiklerini de etkiliyor. Özellikle ortalama yaşam süresinde 80’li yaşları aşan bir artış, sadece emeklilik politikalarına değil sağlık ve bakım politikalarına da yansıyor. Finansal koruma olarak bilinen açısından sonuçlar doğuruyor.

Dünya nüfusunun son yetmiş beş yılda üç kattan fazla artarak 2025’te 8 milyarı aşacağı öngörülüyor. Ancak, bir yandan azalan doğum oranları çelişkisi de yaşanıyor. Doğurganlık oranlarının aynı dönemde yarıdan fazla azaldığı biliniyor.

12 Ülkede 15 Bin Kişiyle Anket

Cenevre Birliği 12 ülkede 15.000 kişiyle bir anket başlatmış ve dört önemli sonucu paylaşmıştır:

  • Uzun ömür tahminleri gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında farklılık gösteriyor,
  • Gelişmekte olan ülkelerde uzun ömürler abartılıyor, gelişmiş ülkelerde küçümseniyor,
  • Uzun ömürle ilgili endişeler finansal kaygılar ötesinde sağlık ve yalnızlığı da kapsıyor,
  • Daha sonraki yıllarda yaşam kalitesine giderek daha fazla odaklanıldığının altını çiziliyor.

Bu kapsamda şu saptamalar ve alt açılımlar sıralanmış;

  • İnsanlar uzun yaşamanın zorluklarında endişeleniyorlar ama hazırlıklarını da abartıyorlar,
  • Sigorta, uzun ömürlülüğü destekleyen temel bir kurum olarak tanımlanıyor,
  • Uzun ömür ekonomisi, sigortacılara yeni ürünler ile mevcutları geliştirme fırsatı sunuyor,
  • İnsanlar yaşlandıkça bağımsız kalmak istiyor,
  • Daha esnek ürünler geliştirilir,
  • Sigortada veri kullanımını yeniden gözden geçirilir,
  • Kamu politikası yapıcıları ile koordinasyon

Nasıl abartıyorlar?

Anket katılımcılarının üçte ikisinden fazlası; sağlık hizmetlerine erişim, emeklilik birikimlerinin yeterliliği ve kamu güvenlik ağlarının sağlamlığı konusunda endişelerini dile getiriyor. Ancak bu alanlardaki kendi bildirdikleri hazırlık beklenmedik bir şekilde de iyimser oluyorlar.

Hangi kurumlar yardımcı oluyor?

Ailesigorta ve hükümet, artan uzun ömürlülüğe hazırlanmaya yardımcı olan ilk üç kurum olarak sıralanıyor. Ancak, genç yetişkinlerin sigortayla etkileşimini artırmak hala bir zorluk ve daha basit, daha çekici ürünlere olan ihtiyacı gösteriyor.

Yaşlandıkça bağımsız kalmak için ne gibi yeni ürünler?

Bu, sigortacılara, geleneksel tazminat çözümlerini tamamlayan özerklik ve yenilikçi risk-ödül modellerine odaklanan ürünler ve hizmetler yaratma fırsatı sağlıyor. Sigortacıların koruma, tasarruf ve hizmetleri nasıl birleştirebileceğini ve geleneksel, ikiye ayrılmış ‘sağlık ve yaşam’ ile ‘birikim ve birikim azaltma’ yaklaşımlarının nasıl ortadan kaldırabileceği başlıca şöyle özetlenmiş;

  • Hayat sigortası ve sağlık arasındaki bağlantıları genişletin, daha önce hayat sigortasına uygun olmayan diyabet hastaları gibi nüfus kesimleri için kapsamı genişletmeye yardımcı olunabilir,
  • Grup sağlık sigortası planları, daha sağlıklı bir iş gücünü korumaya yardımcı olmak için geliştirilebilir, böylece çalışma ömürleri uzatılabilir ve zenginlik süreleri artırılabilir,
  • Sigortalıların ihtiyaçlarını ele almak için net kıstaslara sahip üç yıllık sürelere geçiş, örneğin kronik rahatsızlıklar için tarama; devamsızlığı, acil hastane ziyaretlerini ve reçete maliyetlerini azaltabilir.

Nasıl daha esnek ürünler hale gelebilir?

  • Uzun süreli bakım veya kritik hastalık sigortası gibi yaşam avantajlarıyla birleştiren hibrit hayat sigortası ürünleri ve ileri yaşlarda ödemeler yapan ertelenmiş yıllık gelirler de geliştirilebilir.
  • Uzun vadeli bakım sigortası kamu çözümlerini tamamlayabilir. Örneğin, gönüllü sigorta, bağımlı olarak geçirilen ortalama sürenin ötesindeki yılları ve bazı pahalı yaşam sonu risklerini karşılayabilir. Uzun vadeli bakım sigortası ayrıca, sigortalıların mümkün olduğunca uzun süre ve daha uygun fiyatlı bir şekilde fiziksel olarak bağımsız kalmalarına olanak tanıyan varlık açısından hafif modellere doğru ilerleyebilir.
  • Yarı zamanlı çalışma ve yarı zamanlı emekliliği birleştiren dördüncü bir emeklilik ayağı güçlendirilebilir. İşverenler, yetenekleri elde tutmak için daha esnek çalışma ve beceri geliştirme programları uygulamaya yönlendirebilir.

Sigortada veri kullanımını neden gözden geçirilmelidir?

Kişisel verilerin kullanımı hedefli müdahaleler, gelişmiş risk yönetimine olanak tanırken, etik endişeler de oluşturur ve korumaya erişimi sınırlayabilir. Genetik tarama ve teşhis ilerlemeleri, sigortanın karşılıklılık ilkesini tehlikeye atabilecek, bilgi asimetrisini kötüleştirebilecek ve potansiyel olarak sigorta ürünlerinin sürdürülebilirliğini tehlikeye atabilecek bireysel düzeydeki risk faktörlerini ortaya çıkarabileceğinden bu sorunları daha da kötüleştirebilir. Tersine, bu teknolojiler uzun ömürlülüğü önemli ölçüde artırabilir.

Kamu politika yapıcıları ile nasıl koordinasyon sağlanır?

Politika yapıcılar daha uzun ömür ve sağlık risklerini üstlenmek ve kamu güvenlik ağlarını tamamlamak için özel sektöre baktıkça, yenilikçi yıllık gelirleri, garantili tasarrufları ve sağlık sigortası ürünlerini desteklemek için sermaye çeken düzenleyici çerçevelere ihtiyaç duyuluyor.

Sigortacılar ve politika yapıcılar arasında ulusal ve uluslararası düzeyde diyalog hayati önem taşıyor ve bireyler ve toplumlar için sürdürülebilir sonuçlar sağlamak için ödeme gücü standartları, vergilendirme, sosyal bakım ve kamu-özel sigorta çözümlerine odaklanıyor.

Sonuç olarak, küresel sigorta endüstrisi düşünce kuruluşu Cenevre Birliği’nin bu araştırma ve sonuçlarından, sigortacılara “Uzun Ömür Ekonomisi” için “Korumayı Yönlendirme” amacına yönelik epeyce ev ödevi başlığı çıkabilir. Bunların her birini, zaman takvimine bağlı eylem planına dönüştürmek mümkündür.

Önümüzdeki hafta, bu konunun bir devamı olarak, yaşlılık sigortası ve sağlıklı yaşlanma ilişkisini aktaracağım.

Uzayan yaşam süresini sosyo-ekonomik etkiler bağlamında değerlendirerek, bir yandan mevcut çözümleri geliştirirken diğer yandan da yenilikçi çözümler üretilebilir. Dayanıklılık ve sürdürülebilirlik için; sigortacıların şirket içi, şirket dışı, kamu ve global deneyimlerini “birlikte çalışabilirlik” yaklaşımıyla ürünlerini çeşitlendirmesi başlangıç ilkesi olmalıdır.

Sigortacılıkta Gelecek Senaryoları

Sigortacılıkta Gelecek Senaryoları

Yapay zeka destekli sağlık sigortacılığıyla, risk oluştuğunda ödeyen bir bakıştan ekosistem paydaşlarıyla çözüm ortaklığı sayesinde riski önleyen bir bakışa dönüşmektedir. Bunun için eş zamanlı bazı adımların birlikte atılmasında ciddi yarar olacaktır.

16 Aralık 2024 tarihli yazımda, izleyen hafta, “Sigortacılıkta Gelecek Senaryoları: 2040’a Giden Yolda Olası Yönelimler” adlı raporun özellikle yapay zeka açısından yaklaşımlarını paylaşacağımdan söz etmiştim.

Tip 1 Diyabetli Çocukların sensör aracılıyla kan şekeri izlem sistemine ilişkin düzenlemenin 12 Aralık 2024 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanması ve yıl sonu yılbaşı sektör değerlendirmeleri önceliği yüzünden bugüne kaldı.

Ama iyi ki bugüne kalmış, çünkü geçtiğimiz hafta yapılan Türkiye Sigorta Birliği Önceliklendirme Konferansı’ndan da bazı başlıklarla da birlikte paylaşmak daha doğru olacakmış.

Sigorta Sektörünü Dönüştüren Yapay Zeka

Sigorta sektörünün küresel yapılanması olan The Global Federation of Insurance Associations (GFIA) tarafından hazırlanan rapor (https://www.tsb.org.tr/tr/AnasayfaSlider/108); sigorta sektöründe yapay zeka kullanımı ile fayda ve risklerini paylaşmaktadır. Yapay zekanın sigorta sektörünü de dönüştürdüğü ile değer zincirinde yapay zeka uygulamalarının hızla geliştirilmekte olduğu ifade edilmektedir.

Önceleri sadece sigortalı hizmetlerine odaklanan yapay zekanın (Artificial Intelligence-AI); artık risk değerlendirme, tazminat yönetimi ile satış ve dağıtım kanalları benzeri alanlara da yaygınlaşmasına  dikkat çekilmektedir. Bu sürecin, üretken yapay zeka (Generative AI), Nesnelerin İnterneti (IoT) ve açık veri gibi yenilikçi uygulamalarla daha da artabileceğinden söz edilmektektedir.

Rapor, yapay zeka kullanılan alanları dört ana başlıkta irdelemektedir. Bunlar; sigortalı hizmetleri, risk modelleme ve doğal afetler, tazminat yönetimi, kötüye kullanım (en aşırısıyla dolandırıcılık) olarak sıralanabilir.

Sigortalı hizmetleri kapsamında sigortalı beklentilerini karşılamaya yönelik olarak;

  1. Sigortalı konuşma dökümleri oluşturulması, sigortalıyla tekrar iletişime geçildiğinde bunlardan yararlanılması,
  2. Sigortalı ve temsilcilerine aynı anda poliçe seçeneklerine yönelik önerilerde bulunulması

aktarılmaktadır.

Risk modelleme ve doğal afetler başlığı altında;

  1. Sigorta kullanımı temel alınarak kişiselleştirilmiş sigorta poliçeleri oluşturulabilmekte olduğu,
  2. Sigortalı beklentileriyle tam olarak örtüşmeyen ve açıkta kalan alanlar varsa azaltılması ile
  3. Sigortalanmayan risklerin değerlendirilmesine yardımcı olmak

sayılmaktadır. Bunlar da, hava olayları, risk haritaları çıkarılması, modellemeler, risk skorlamaları gibi örneklerle somutlaştırılmaktadır.

Tazminat yönetiminde süreçlerin hızlandırılması için değerlendirme ve ödeme yapılmasına destek olunduğu belirtilerek, tazminat önceliklendirme ve sınıflandırmaların hizmet kalitesini de artırmakta olduğu vurgulanmaktadır.

Yapay zeka tabanlı sigortacılıkta; kötüye kullanım tespiti çalışmaları, büyük veri analizi, sahte tazminatların önlenmesi gibi nedenlerle maliyet azaltma yoluyla düşük prim sunma fırsatı sağlanabileceği görüşü öne çıkarılmaktadır.

Ekosistem Paydaşlarıyla İş Birliği

Rapor, sigorta sektörünün yapay zeka ile ilgili olası riskleri önemseyerek uygun iş akışları geliştirdiğini belirterek bazı örnekler vermektedir. Bunlar arasında, öncelikle, sektörün geliştirdiği iç ve dış yönetişim sistemleriyle, başka sektörlere göre daha fazla hazırlıklı olunduğunu örneklemektedir.

Yapay zekanın kullanım amaç ve zamanı konusundaki şeffaflığı ile sigortalılara vereceği güveni artıracağı ve böylece sigortacılık benimsemesinin kolaylaşacağı belirtilmektedir.

GFIA Raporu, yapay zeka ile sigortacıların, sigortalılarına en iyi hizmeti sunabilmesi ve riskleri daha iyi yönetme potansiyeli olduğunu anlatmaktadır. Bu potansiyel konusunda, politika yapıcılara, yapay zekanın etkilerini en üst düzeye çıkarmak için, ekosistem paydaşlarıyla iş birliği yapılması ve böylelikle sigortalıların temel insan haklarının da korunabileceğine yönelik bir  tavsiyede bulunulmaktadır.

Arama ve Önceliklendirme

Sevgili Oğuz BABÜROĞLU Hoca ve ekibinin profesyonelce yönetiminde; 18-19 Eylül 2024 tarihli “Arama Konferansı” sonrası, Türkiye Sigorta Birliği 10 Ocak 2025’te de ekosistem paydaşları katılımıyla “Önceliklendirme Konferansı” düzenledi.

İki toplantıdaki 100’ü aşkın katılımcının her birini  grup çalışmalarıyla katkıya zorlayan akış ve yaklaşımları için; Birlik Başkanı Uğur GÜLEN, Yönetim Kurulu ve ekiplerine, Oğuz BABÜROĞLU Hoca ile ekibine teşekkür ediyorum.

Geçen Eylül ayında yapılan Türkiye Sigorta Birliği Arama Konferansı’nda sektörü mevcut boyutundan 2 kat büyütme  vizyonu ortaya konmuştu.

Arama Konferansı’nda bu vizyona yönelik olarak, 6 değerlendirme kriteri ile önceliklendirildi. Bunlar arasında;

  1. Sigortalılık oranının artırılması,
  2. Tüketicinin sigortadan beklentilerinin karşılanması,
  3. Ekosistem uyumu ı̇çin sektörel hizalanma,
  4. Teknolojik altyapı, dijitalleşme ve ı̇novasyonun geliştirilmesi,
  5. Risk farkındalığı oluşturulması,
  6. Kaynak ve fon yaratmanın sağlanması

başlıkları sıralanmaktadır.

44,3 Milyar Dolar Primle Yüzde 4,7 Oranında Büyüklük

Sıralanan bu değerlendirme kriterlerine göre, 18 ayrı proje öne çıkmıştır. Öne çıkan projelerle, 2030 yılında yaklaşık 44,3 Milyar Dolar primle yüzde 4,7 oranında bir büyüklük oluşturulacağı öngörülmüştür.

Projelerden birisi de sağlık sigortaları kapsamının tedaviden korunmaya yönelmesi başlığını kapsıyordu.

Sağlık Sigortaları başlığı 3 farklı ürün hedefini içermekteydi, bunlar;

  1. Sağlık sigortacılığında yapılacak boşluk (gap) analizi ile nişlerin belirlenmesi, 10 yıllık hedef ve sorumlulukların netleştirilmesi,
  2. Sigortacılığın hastalıkların tedavisinden sağlığın korunması ve geliştirilmesine odaklanması; prim indirimleri ve erken tanı testleri gibi teşviklerle bunun desteklenmesi,
  3. Uzun vadeli sağlık sigortası için genç yaşta prim alınması ve yenileme garantisi için kamu desteği sağlanması

olarak sıralanmıştı.

Eş Zamanlı Adımlarla Hizalanma

İşin özü, yapay zeka destekli sağlık sigortacılığıyla, risk oluştuğunda ödeyen bir bakıştan ekosistem paydaşlarıyla çözüm ortaklığı sayesinde riski önleyen bir bakışa dönüşmektedir. Bunun için eş zamanlı bazı adımların birlikte atılmasında ciddi yarar olacaktır.

Bunlardan ilki, sağlık hizmetindeki finansörler ile kamu, özel, üniversite ayrımına girilmeksizin, tüm hizmet sunucuların, sağlık endüstrisi ve diğer paydaşların aynı hedefe yönelen bir hizalanma göstermesi olmalıdır.

Aile hekimliğinin entegrasyonu ve koruyucu sağlık hizmetlerinin de özel sağlık sigortaları kapsamına alınması sağlanmalıdır. Böylelikle, kişinin sağlık riski öncesi ve risk oluştuysa hastalık sonrası, risk yönetimi daha hakkaniyetli bir biçimde sağlanabilir.

Bu arada erken yaşta sigortalılığın teşviki ile kamunun vereceği uzun süreli sağlık sigortası teminatına ek olarak özel sigortaların da katılması dikkate alınmalıdır.

Öncelikli konularda tarama programlarıyla başlanarak yenilikçi tedavilere odaklanılması da üzerinde ayrıca düşünülmesi gereken bir başlık olmalıdır.

Yapay zeka kullanımından niş alanlara kadar tüm bunlar; sağlık hizmetindeki kazanımlar karşılığında sağlık sigortacılığının değer temelli bir modele geçişinin tetikleyicisi olabilecektir.