Dünya Sağlık Örgütü’ne Göre Özel Sağlık Sigortacılığı

Dünya Sağlık Örgütü’ne Göre Özel Sağlık Sigortacılığı

Geçen hafta “Sağlık Sigortacılığında Uzun Ömürlülüğü Doğru Anlamak” başlığı altında uzun ömürlülük konusundaki yeni bir rapordan bazı çarpıcı başlıklar aktararak değerlendirmeler yapmıştım. Bu bağlamda sağlık sigortacılığının geleceğine yönelik öngörülerimi de paylaşmıştım. Bu hafta konuya Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) özel sağlık sigortacılığına ilişkin görüşleriyle öngörülerime devam edeceğim.

Geçen hafta “Sağlık Sigortacılığında Uzun Ömürlülüğü Doğru Anlamak” başlığı altında uzun ömürlülük konusundaki yeni bir rapordan bazı çarpıcı başlıklar aktararak değerlendirmeler yapmıştım (https://reports.weforum.org/docs/WEF_The_Longevity_Dividend_2026.pdf) Bu bağlamda sağlık sigortacılığının geleceğine yönelik öngörülerimi de paylaşmıştım. Bu hafta konuya Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) özel sağlık sigortacılığına ilişkin görüşleriyle öngörülerime devam edeceğim.

Önce hep söylenen ve kabul gören bir tespitle başlamak istiyorum; Türkiye’de bir yandan daha uzun yaşarken diğer yandan daha az sağlıklı yaşıyoruz, ayrıca da çoğunlukla ekonomik imkanlarımız yaşımızla birlikte azalıyor. Bundan sonraki satırları, bu tespitle birlikte değerlendirmenizde yarar olacaktır.

Evrensel Sağlık Kapsayıcılığı Günü

“Universal Health Coverage (UHC)” Türkçe’de Genel Sağlık Sigortası anlamına da gelen evrensel sağlık kapsayıcılığı olarak bilinir.

Geçtiğimiz yıl 12 Aralık’ta DSÖ “Evrensel Sağlık Kapsayıcılığı Günü” (Universal Health Coverage Day) kutlaması yaptı (https://www.who.int/campaigns/universal-health-coverage-day/2025). 2025 Evrensel Sağlık Kapsayıcılığı Günü’nde, karşılanamaz sağlık maliyetlerinin insanlar üzerindeki yıkıcı etkisine dikkat çekildi. Her dört kişiden birinin, sağlık hizmetlerini kendi cebinden öderken mali zorluk yaşadığı; bu durumun çoğu zaman gıda, eğitim veya barınma gibi temel ihtiyaçlardan fedakârlık edilmesi pahasına gerçekleştiği vurgulandı.

Evrensel Sağlık Kapsayıcılığı Günü, hâlâ uygun maliyetli sağlık hizmetlerine erişmeyi bekleyen yüz milyonlarca insan için savunuculuk yapılmasını ve karar vericilere sağlığa daha akıllıca yatırımlar yapmaları çağrısında bulunulmasını sağlayan küresel bir buluşma noktası oldu.

“Daha sağlıklı toplumlar, daha dayanıklı, üretken, barışçıl ve müreffeh toplulukların oluşmasını sağlar” temasıyla hareket eden DSÖ, insanların maliyetler nedeniyle sağlık hizmetini geciktirdiğinde veya almaktan vazgeçtiğinde, sağlık sonuçlarının kötüleşmesi ve uzun vadede hem sağlık hem de mali yükün artması riskiyle karşı karşıya kaldığını öne çıkarıyor.

DSÖ, buna karşılık hükümetlerin insanların uygun maliyetli sağlık hizmetlerine erişimini öncelik hâline getirdiğinde, tüm sektörlerde sürdürülebilir ilerlemenin temelini atmış olacağını belirtmektedir.

Evrensel Sağlık Kapsayıcılığı Günü kapsamında DSÖ, özellikle düşük gelirli bireyler veya kronik hastalığı olan kişiler başta olmak üzere, en fazla ihtiyaç duyanlar için mali koruma önlemlerinin acilen hayata geçirilmesi ve cepten yapılan sağlık harcamalarının ortadan kaldırılması çağrısında bulunmaktadır.

Gönüllülükten Zorunluluğa 

DSÖ’ne göre, özel sağlık sigortası; gönüllü/ticari sistemlerden zorunlu sistemlere kadar uzanan işlevsel bir yelpazeyi kapsar ve risk havuzlama, kamu-özel sınırları ve kapsam rolleri boyutları boyunca ilerler. DSÖ, gönüllü bireysel planlardan zorunlu özel yönetilen/organize edilen planlara (Hollanda, İsviçre’nin bazı bölgeleri ve ABD Sağlık Hesapları Sistemi gibi) kadar uzanır. Yönetim yapısı, ticari kâr amacı güden kuruluşlardan özel kâr amacı gütmeyen veya yarı-kamu kuruluşlarına geçiş gösterir. Risk bazlı primlerden, topluluk (grup) bazlı veya gelire dayalı katkılara doğru ilerler.

Neelam Sekhri ve William Savedoff DSÖ Bülteni’nde yayımlanan Özel Sağlık Sigortası: Gelişmekte Olan Ülkeler İçin Sonuçları (Private Health Insurance: Implications For Developing Countries) adlı makalesinde (https://iris.who.int/server/api/core/bitstreams/a59b2078-4950-41cb-9aed-347dc402d0dd/content); özel sağlık sigortasının hem yüksek hem de düşük gelirli ülkelerde giderek daha önemli bir rol oynamakta olduğunu; ancak araştırmacılar ve politika yapıcılar tarafından yeterince anlaşılmadığını belirtmektedir. Bu makalede, özel ve kamu sağlık sigortası arasındaki ayrımın çoğu zaman abartıldığı; çünkü iyi düzenlenmiş özel sigortalarının, kamu sigortası sistemleriyle birçok ortak özelliğe sahip olduğunu vurgulamaktadır. Ayrıca, özel sağlık sigortasının Batı Avrupa’daki birçok modern sosyal sigorta sisteminden önce ortaya çıktığını ve bu sayede bu ülkelerin daha sonra sağlık hizmetlerine evrensel erişimi sağlamayı mümkün kılan mekanizmaları, kurumları ve kapasiteleri geliştirebildiği belirtilmektedir.

Makale, özel sigortayla ilgili uluslararası deneyimlerin gözden geçirilerek, bu rolün belirli bir bölgeyle veya ulusal gelir düzeyiyle sınırlı olmadığını ortaya koymaktadır. Gelişmekte olan ülkelerdeki politikalar için önerilerde bulunulmakta ve özel sağlık sigortasının göz ardı edilemeyeceği savunulmaktadır. Hükümetlerin etkili düzenlemeler uygulaması ve kamu fonlarını yoksul ve savunmasız kişilere özel programlara odaklamasıyla özel sağlık sigortasının kamu yararına hizmet edecek şekilde kullanılabileceği ifade edilmektedir. Böylelikle, kamu sektörünün, kendi sağlık hizmeti kapsamını yönetme ve finanse etme kapasitesini artırırken, sigorta kurumlarıyla ilgili deneyim geliştirmek için bir model olarak da kullanabileceğinden söz edilmektedir.

Araştırmalar; önleme ve erken müdahalede sağlık ekosisteminin tüm paydaşlarının sorumluluk duymaları gerektiğini net bir şekilde ortaya koyduğu için ülkemiz sağlık sigortacılığında poliçe bazında çeşitlendirmenin ürünlerle gösterilmesini zorunlu kılmaktadır.

Yaşlı bakım sigortası, uzun süreli sağlık sigortası, tamamlayıcı ve destekleyici sağlık sigortası, kronik hastalıklar sigortası, ilaç ve tanı yöntemlerinde yenilikçi müdahaleleri içeren sağlık sigortası gibi yaşam tarzında davranış değişikliği yapanlara yönelik teşvik edici poliçe alt başlıkları içeren örneklerkamu ve özel sağlık sigortalarıyla birlikte geliştirilmeli, uygun modeller yürürlüğe konulmalıdır.

Geçtiğimiz hafta da değindiğim gibi, sağlık sigortacılığında da uzun ömürlülüğü bu boyutta analiz etmek gerekir. Geleceğin sağlık sigortacılığı, kişinin kendi sağlığını yönetmesinden başlayarak sağlık tazminatını davranış değişiklikleriyle birlikte yönetme temeline dayanmalıdır.

Bu yüzden, tıpkı DSÖ makalesinde olduğu gibi, geleceğin sağlık sigortacılığında sadece poliçe kapsamında ödenen tazminatın değil, poliçe içeriğini de şu alt başlıkların içini doldurularak revize etmekte fayda olabilir;

  • Kişinin hastalanmasını önleyerek sağlıklılık süresini uzatmaya çabalayan, riski ekosistem yaklaşımıyla kamu özel sektör birlikte yöneten ve önceden belirlenen performans kriterleri çerçevesinde yarıştıran bir sorumluluğa dönüştürme,
  • Yapay zekâ, giyilebilir teknolojiler, uzaktan sağlık takibi gibi yenilikçi unsurları tarama ve tedavi yöntemleriyle kapsama alma,
  • Kişinin hastanede değil yaşanılan yerde, evde, işte sağlığını yönetme deneyimini teşvik etme…

Sağlık Sigortalarında Teknik Kârlılık Yüzde 181 Artmış

Sağlık Sigortalarında Teknik Kârlılık Yüzde 181 Artmış

Bu başlığı görenlerin, “ne güzel iş, bu kadar da kar ediyorlarmış” dediklerini duyuyor gibiyim. Yazının tamamını okuduğunuzda, bilinen bazı teorik bilgilerin paylaşıldığını ve böylece bazı rakamlardaki artışların sağlık sigortacılığının sağlıklı işlemesine yol açtığını da düşünebileceksiniz.

Öncelikle verilerin kaynağının, Türkiye Sigorta Birliği olduğunu vurgulamakla başlamak isterim. Açıklanan 2025 mali ve teknik sonuçlarına göre, genel olarak, sigorta sektörünün mali göstergelerinde güçlü artış gözlenmektedir (https://www.tsb.org.tr/tr/istatistik/finansal-tablolar/sirket-bazinda-mali-ve-teknik-tablolar).

En Yüksek Teknik Kâr Sağlık Sigortalarında

2025 yılı 41 milyar TL mali kârla kapatan sigorta sektöründe bu artış, bir önceki yıla göre yüzde 28,5 olarak olmuştur. 2024 yılında 264,8 milyar TL olan özkaynak büyüklüğü, 2025 yılında yüzde 64,2 artmış ve 435 milyar TL miktarına ulaşmıştır. Böylelikle sigorta sektörü aktif toplamı, 2025 yılında 3,8 trilyon TL ile bir önceki yıla göre yüzde 67,5 artmıştır. Ayrıca, sigorta şirketleri toplam bilanço kârı da 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 63 artış ile 168 milyar TL’ye yükselmiştir.

Bu verilere göre, sigorta sektörünün teknik kârlılığı bir önceki yıla göre yüzde 85 artmış ve 192,4 milyar TL’ye yükselmiş. Sağlık, yangın ve kasko branşları bu artan teknik kârlılık örneklerini oluştururken, trafik sigortası ise 59,1 milyar TL ile tam tersine teknik zarara neden olmuştur.

Branş bazında, 2025 yılında en yüksek teknik kâr sağlık sigortalarında yaşanmış. Sağlık branşında teknik kârlılık 2024 yılına göre 2025 yılında yüzde 181 artarak 55,6 milyar TL’ye ulaşırken, genel anlamda sigortacılıkta hasar/prim oranı olarak ifade edilen tazminat prim oranı ise yüzde 74 olarak gerçekleşmiş.

İşi Doğru Yapmak

Kendi bütçelerinizden bile iyi takip edebildiğiniz gibi, ekonomide çok kaba olarak tüm diğer kalemleri hesaba katarak, toplam gelirlerinizden toplam giderlerinizi çıkardığınızda kalan miktar kâr olarak adlandırılabilir. Kârınızı da mutlaka bir şekilde değerlendirirsiniz. Şirketseniz, kâr ettiğinizde; yatırım yapabilirsiniz, özkaynağınızı arttırmak için sermayenize ekleyebilirsiniz ya da bir biçimde faiz, hisse senedi gibi gelir getirici araçlarla değerlendirebilirsiniz.

Sağlık ekonomisinde ve doğaldır ki sağlık sigortacılığında da geçerli olduğu için takip edilen iki oran vardır. Bunlar; teknik kârlılık ve mali kârlılıktır. Kârınızı yaptığınız işten kazanıyorsanız bu teknik kar olarak ifade edilir.

Kazandığınız paranın bir bölümünü, banka gibi gelir getirici bir araç üzerinden değerlendiriyorsanız bu da mali kardır.  Bir başka deyişle, sağlık sigortacılığında teknik kârlılık yaptığınız iş olan sağlık sigortacılığından kâr etmekmali kâr ise kâr ettiğinizi, ekonomik olarak değerlendirdiğiniz faiz, hisse senedi gibi araçlarla artırmak, yani paradan para kazanmaktır.

Teknik kârlılık için, genellikle yapılan işin doğru yapılması örneği verilir. İşte böyle baktığınızda sağlık sigortacılığında artan teknik kâr, sağlık sigortacılığının doğru yapıldığını da gösterir.

Hasar Yerine Tazminat

Sigortacılığın alfabesinde yer alan bir başka kavramı hatırlatarak bu iki konuyu birleştirmek istiyorum.  Risk oluştuğunda poliçede taahhüt edilen ödemenin alınan prime oranına, sağlık sigortacılığında tazminat prim oranı ifadesinin kullanılması istenir. Genel olarak mal sigortalarında hasar kelimesiyle ifade edilen bu kavramın, konu can sigortası olduğu için tazminat olarak ifade edilmesi, yıllardır sağlık sigortacılığıyla ilgili sektör çalışanlarında önemli bir duyarlılık noktası olduğu hatırlanacaktır.

Hatta, 2000’li yılların ilk yarısında bir sigorta şirketinde birlikte Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yaptığımız Sevgili Ömer Karahan ile “hasar” kelimesini yanlışlıkla ağzından kaçıranlara bile para cezası vererek, toplanan parayla her Cuma iş bitinde kahve-pasta ikramında bulunulan bir organizasyon bile oluşturmuştuk.

Tazminat prim oranının 1’den küçük olmalıdırbunu beklemek doğaldır. Örneğin 12.000 TL. tazminat ödeyip 10.000 TL prim alındıysa, bu oran 1.2 çıkacaktır. Hak verirsiniz ki, özel sağlık sigortacılığında böyle bir zarar edici oranın, orta ve uzun dönem sürdürülebilirliği kabul edilemez.

Etkililik amaca ulaşma derecesi olarak tanımlanır. Etkililik açısından, teknik verimliliğin tazminat prim oranıyla birlikte değerlendirilmesi tercih edilmektedir. Gerek sigorta ürününün gerekse sigortalı(lar)nın etkililik değerlendirmesinde, 2025 yılı sağlık sigortacılığı tazminat prim oranı şirketler ortalamasının 0.74 olarak bildirilmesi işte bu açıdan daha da değerlidir. Ülkemiz koşullarında, sigortalılık bilinci ve kişinin sağlığını yönetme konusundaki farkındalığı bir arada düşünüldüğünde, bu iki gösterge sağlık sigortası şirketlerinin sağlığa özel değerlendirme ölçütlerini dikkate aldıklarını göstermektedir.

Tüm bunlar, birlikte düşünüldüğünde, sağlık sigortacılığını bekleyen yepyeni fırsatları görmemek mümkün değildir. Bir yandan teknik kârlılığın artışı, bir yandan tazminat prim oranın azaltılması sağlık sigortacılığında umut verici gelişmeler olarak değerlendirilmelidir. Bu fırsatlara ek olarak, uygun ve zamanında yapılacak müdahalelerle fırsata dönüştürülebilecek bir tehdit de gözden uzak tutulmamalıdır.

Örneğin sağlıklı yaş alma… TÜİK, yaşa göre ortalama kalan yaşam süresini 50 yaşında 30,9 yıl, 65 yaşında 18 yıl olarak belirlenmiştir. Yine TÜİK kayıtlarında; belirli yaşta günlük yaşamı sınırlandıracak bir sağlık sorunu olmadan yaşanması beklenen yıl sayısı şeklinde tanımlanan sağlıklı yaşam süresi ortalama 57,6 yıldır. Türkiye’de 65 yaşındaki bir kişinin kalan yaşam süresi düşünüldüğünde, ortalama 25,4 yıl sağlıklı olmayan yani en az bir, çoğunlukla da birden fazla hastalıkla birlikte yaşanan süre olarak geçebilecektir.

Bu bağlamda, geçen haftalarda yazdığım bir yazıda, sadece önümüzdeki beş veya on yılda bile, sağlık hizmetlerinin farklılaşacağından söz ederek, sağlık sigortacılığının bu farklılaşmadan fazlasıyla etkileneceğine değindiğimi tekrar vurgulamak isterim.

Daha da ileri bir öngörüyle, tarama testlerinin içine genetik tarama yaklaşımının eklenerek, risk yönetiminde yeni örnekler gündeme getireceği dikkate alındığında, mülkiyetinden bağımsız olarak kamu ve özel sağlık sigortalarının bu sürece hazırlıklı olması tavsiyesinde bulunmuştum.

Yenilikçi uygulamalarla yaklaşımıyla, kişilerin yaşam tarzı değişiklikleriyle beraber bunları teşviki eden sağlığı koruyucu-geliştirici-önleyici müdahalelerinin sigorta kapsamındolması; sağlık hizmetlerine ve sağlık sigortacılığına dönüşümcü müdahale alanları açacaktır.

Bunların arasına; yapay zeka, biyoteknoloji ve dijital sağlığın birleşimi, hasta kazanımlarını iyileştirmek, erişimi artırmak ve hastalık önleme ile tedavi yaklaşımlarındaki yenilikçi müdahale alanları da eklendiğinde, sağlık sigortacılığının verimlilik artışının sigortalı ve sigorta şirketi açısından önemi daha belirgin olacaktır.

Ömür Boyu Yenileme Garantisi

Ömür Boyu Yenileme Garantisi

SEDDK, Özel Sağlık Sigortaları Yönetmeliği’nde bazı değişiklikler yaptı. Bu değişiklikler, bir yılı aşkın bir süredir sektörde tartışılıyordu. Yönetmelik değişikliği; ömür boyu yenileme garantisi, bekleme süresi ve veri paylaşımı gibi bazı öne çıkan başlıklarda kendini göstermektedir.  Başta sigortalılara yönelik olan olumlu değişikliklerin etkileri, önümüzdeki dönemde yaşanacaktır.

Geçtiğimiz hafta, Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK), Özel Sağlık Sigortaları Yönetmeliği’nde bazı değişiklikler yaptı. 20 Ekim 2025 tarih ve  33053 sayılı Resmî Gazete’de yer alan bu değişiklikler, bir yılı aşkın bir süredir sektörde tartışılıyordu.

2025 Eylül Türkiye Sigorta Birliği verilerine göre, 146.7 milyar TL. prim üretimi ve 9 milyonu aşan özel sağlık sigortalı bulunmaktadır. 1 Ocak 2026’da yürürlüğe girecek olan bu Yönetmelik  değişikliği; ömür boyu yenileme garantisi, bekleme süresi ve veri paylaşımı gibi bazı öne çıkan başlıklarda kendini göstermektedir.

Ömür Boyu Yenileme Garantisinde Asgari Koşullar Belirlendi

Ömür boyu yenileme garantisi, belirli şartlar yerine getirildiğinde, sigorta şirketinin müşterisine yaşadığı sürece sağlık sigortasını aynı şartlarda yenileyeceği sözünü vermesi olarak tanımlanır. Ömür boyu yenileme garantisi verme sürecinin işleyişi şirketlere göre değişmektedir. Dolayısıyla, kişi özel sağlık sigortası sigorta şirketinin belirlediği şartlarda poliçesini yenilerse, ömür boyu yenileme garantisi alınmış olur, özel sağlık sigortası da tedavi masraflarını karşılar.

Yönetmelik değişikliğiyle, sigorta şirketleri 60 yaş altı sigortalıların tamamına ömür boyu yenileme garantili sigorta poliçe sunmak için; ara vermeden en az 3 yıl şirketin sigortalısı olma ve bu sürede ödenen tazminatların sigortalının ödediği prime oranının yüzde 80’in altında kalması şartı ile aranacak. Sigorta ettirenin talebine göre de, ömür boyu yenileme garantisi içeren veya içermeyen poliçeler oluşturulabilecek.

En basitiyle, kişi üç yılın toplamında 1 milyon lira prim ödeyip, sigorta şirketi de bu kişi için üç yılda toplam 850 bin liralık sağlık harcaması yaptıysa, sigorta şirketi kişiyi ömür boyu yenileme garantisinden yararlanamayacak.

Sigortalıya ömür boyu yenileme garantisi alan sigortalının, artan sağlık harcamaları nedeniyle;

hem sigorta kapsamı daraltılamayacak,

hem katılım payı yükseltilemeyecek,

hem de sürprim olarak bilinen bir önceki yıldan daha fazla bir prim (ek primödemesi mümkün olmayacaktır.

Şartlar Sigortalı Lehine Değişebilecek

Ömür boyu yenileme garantisinin şartlarındaki değişiklikler aynı planda kalınması durumunda sigortalı aleyhine olursa yapılamayacak, farklı güvence gibi anlaşılabilecek şekilde değişikliklere izin verilmeyecek. Sigorta poliçelerinde yenilemeye bağlı avantajlar sunulması durumunda, ömür boyu yenileme garantisinden farkına ilişkin bilgilendirme yapılacak.

Sigortacı ömür boyu yenileme garantisini ilk kez verdiği poliçede, değerlendirme şartlarına uygun olanlara bu güvenceyi verecek, ilgili şartları açıkça belirtilecek ve daha önce de belirtildiği gibi daha sonra sigortalı aleyhine değiştiremeyecek.

Grup poliçesi kapsamındaki sigortalılara katılım sertifikası verilecek, grup kapsamında ömür boyu yenileme garantisi alarak ayrılan sigortalılar, özel şartlarda belirtilen süre içinde başvururlarsa, sigortalılıkları şirketin aynı veya en yakın bireysel poliçelerinden biriyle sürdürebilecek yani sigortalının ömür boyu yenileme garantisi devam edebilecek.

Sigorta Şirketi Değişse de Ömür Boyu Yenileme Yenisinde Sürecek

Sigorta şirketleri arası geçişe yönelik düzenlemelerde, sigortalı kazandığı hakların devamını başka şirkete geçişinde isteyebilecek, geçişe ait şartlar, özel şartlarda belirtilecek, geçişe esas bilgiler şirketler arasında doğrudan paylaşılamayacak. Şirket, böyle bir durumda, sigortalıya ait gerekli verileri, 5 iş gününde Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi’ne iletecek. Sigortalının kazandığı hak ve yükümlülüklerinin hastalık ve sağlık sigortası branşında faaliyette bulunan başka bir şirkete geçişi ve sözleşmenin geçiş yapılan şirkette devamı talep edilebilir. Geçiş işlemi, yeni şirketin koşulları çerçevesinde ve kabulü hâlinde gerçekleşecek. Daha geniş kapsamlı bir sigorta poliçesi isteği durumunda ise, ömür boyu yenileme garantisini sağlayan yeni şirket teminat içeriğini yeniden değerlendirilecek.

Bekleme Süresi İlk Sigorta Döneminde Uygulanacak

Poliçe başlangıcından itibaren sigortalının bazı sağlık hizmetlerinden yararlanabilmesi için geçmesi gereken süre, bekleme süresi olarak tanımlanır ve bu sürede belirli teminatlar kullanılamaz. 3 aydan 12 aya kadar değişmekle birlikte, doğum, göz ve diş gibi teminatlarda daha uzun süre örnekleri de vardır. Bu süreler, sigorta şirketi poliçe şartlarına göre farklılıklar gösterebilir.

Yönetmelik değişikliğine göre, belirlenen bekleme süreleri ve bu kapsamdaki rahatsızlıklar poliçede belirtilecek, her bir teminatın yalnızca ilk sigorta dönemini içerecek, aynı teminatla yenilenen poliçelerde tekrar uygulanmayacak. Bekleme süresi tamamlandıktan sonra yeni bir sigorta şirketine geçildiğinde, SEDDK tarafından belirlenmiş özel durumlar dışında, bekleme süresi uygulanmayacak. Bekleme süresi dolmadan yeni bir sigorta şirketine geçildiğinde ise yenisinin uygulayacağı bekleme süresi öncekinde düşülecek. Bekleme süreleri gerektiren poliçelerde ise şartları SEDDK belirleyecek.

Kişisel Bilgiler 10 Yıl Saklanacak

Yönetmelik gereği, sağlık sigortası ile ilgili geçmişe ilişkin sigortalı verileri, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi, Sağlık Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumu ve/veya kişinin beyanından alınarak oluşturulacak.

Sigorta şirketi; risk değerlendirmesi, tazminat ve yenileme garantisi analizlerini bu verilerle yapacak. Merkez’de  tutulan kayıt ve sağlık bilgileri, sigortalılığın bitiminden itibaren 10 yıl süreyle tutulacak, süre sonunda veriler, silinecek, yok edilecek veya anonim hale getirecektir.

Bu sıralananlar, özel sağlık sigortacılığında köklü değişiklerdir. Başta sigortalılara yönelik olan olumlu değişikliklerin etkileri, önümüzdeki dönemde yaşanacaktır. Bu etkiler; özel sağlık sigortalı sayısının artışında yaşanabileceği gibi, genel sağlık sigortasıyla risk paylaşımına ilişkin olarak ve de özellikle tamamlayıcı sağlık sigortasında görülebilecektir. Ömür boyu yenilemede şirketler arası geçişlerde ve bekleme süresinde yaşanabilecek sorunların da, ortak akıl ile çözülmesi her zaman mümkün olabilecektir. Süreçte emeği geçenlere, düşünen ve tasarlayanlarla tüm katkı sağlayanlara içtenlikle teşekkür ediyorum.