Sağlığın Önüne Geçmek

Sağlığın Önüne Geçmek

Sağlık hizmetleri önümüzdeki on yılda belki de bugünkünden çok farklı hale gelecek. Sigortacılık da bu farklılaşmaya ayak uydurmak durumunda kalacak. Bugün tazminat prim oranının yükselme ihtimalini göz önüne alarak bazı tarama testlerini ödeme konusunda bile çekingen davranabilen bazı Sigorta Şirketleri, bırakın tarama testlerini, hastalanma veya yaralanmayı önlemek için ödemeler yapacaklar. Hatta buna yönelik ev düzenlemelerinin ödemesini yapan poliçe örnekleri uygulanmaya başladı bile…

Bu hafta, sağlıklı yaşlanmanın uzun süreli sağlık sigortacılığı ile bağlantısını değerlendirmek istemiştim. Sağlık sigortacılığıyla ilişkisini de kurmak istiyordum. Bir baktım ki, “Uzun Ömür Fırsatı” ile başlayan sosyal medya paylaşımı var.

İşte başlıkta, Sağlığın Önüne Geçmek oradan çıktı. “Longevity” konusunda çalışan uluslararası bir değer, Prof. Adil MARDİNOĞLU’nun “The Longevity Opportunity: AI Meets Big Biological Data”, Uzun Ömür Fırsatı: Yapay Zeka Büyük Biyolojik Veriyle Buluşuyor başlıklı yazısından böyle esinlendim.  

Bağımsız Yaşama ile Yaş Alma

Dünya Sağlık Örgütü, 2021–2030 Sağlıklı Yaş Almada On Yıl Stratejisi’nde dört temel başlığı vurgulamış;

  1. Yaş dostu ortamlar yaratmak,
  2. Bireylerin uzun süre bağımsız yaşamalarını desteklemek,
  3. Uzun dönem bakım sistemlerini güçlendirmek,
  4. Yaşlı bireylere yönelik sağlık sistemlerinin kapasitesini ve dayanıklılığını artırmak.

Baktığınızda, sanki hepsinin birbiriyle ilişkili olduğu, geçtiğimiz haftanın başlığını hatırladığınızı görüyor gibiyim. Gerçekten de, geçen haftanın “Uzun Ömür Tıbbı” başlığıyla ilişkili yukarıda sıralanan 4 kavram, sonuçta hepsi birbirini tamamlayan kavramlar gibi. Nasıl olmasın ki, Dünya Sağlık Örgütü gibi bir kurumun, dünyanın sağlık gündemini yakalayan ortak akıl ile belirlenmiş vurgusu…

Ortalama Sağlıklı Yaşam 57,6 Yıl

TÜİK, yeni doğmuş bir bireyin mevcut ölümlülük risklerine maruz kalması durumunda yaşaması beklenen ortalama yıl sayısı olarak ifade edilen Türkiye’de doğuşta beklenen yaşam süresini 2021-2023 döneminde 77,3 yıl iken 2022-2024 döneminde 78,1 yıl olarak duyurdu (https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Hayat-Tablolari-2022-2024-54081).

Bu verilere göre, Türkiye’de doğuşta beklenen yaşam süresi; erkekler için 75,5 yıl, kadınlarda 80,7 yıl olmaktadır. Genel olarak kadınlar erkeklerden daha uzun süre yaşamaktadır, erkek ve kadın arasındaki doğuşta beklenen yaşam süresi farkı 5,2 yıldır.

Yaşa göre ortalama kalan yaşam süresi 15 yaşında 64,3 yıl, 30 yaşında 49,9 yıl, 50 yaşında 30,9 yıl, 65 yaşında ise 18 yıl olarak belirlenmiştir.

Belirli yaşta günlük yaşamı sınırlandıracak bir sağlık sorunu olmadan yaşaması beklenen yıl sayısı şeklinde tanımlanan sağlıklı yaşam süresi, TÜİK kayıtlarında doğuşta ortalama 57,6 yıl olarak yer almaktadır. Türkiye’de 65 yaşındaki bir kişinin kalan yaşam süresi düşünüldüğünde, 65 yaşında ortalama 25,4 yıl sağlıklı olmayan süre olarak geçebilecektir.

Şimdi gelelim, sağlık sigortacılığı ile uzun ömür arasındaki ilişkinin ekonomik boyutuna…

1 Dolar Yatırıma 3–7 Dolar Getiri

İşte tam bu noktada, geçen haftaki yazımda da belirttiğim gibi, Sağlık Yönetimi’nde Hocaların Hocası Haydar SUR Hoca’nın, yaşlılığın ekonomik boyutu ve oluşturacağı faydalara ilişkin yaklaşımlarını paylaşacağım. Bu yaklaşımlar, 28 Kasım 2025 tarihli HIMMS Eurosia Teknolojik Çözümlerle Sağlıklı Yaşlanma ve Finansmanı (Longevity) adlı panelde sunulmuştur.

Öncelikle, ekonomik olarak neden mantıklı sorusunun cevabını verilmiş, bunlar arasında öne çıkanlar şöyle sıralanmış;

  • Ekonomik boyutun yıllık yüzde 8–12 büyüme potansiyeli getirebileceği,
  • Sağlıklı yaş alma teknolojilerine yapılan her 1 dolar yatırımın 3–7 dolar arasında ekonomik fayda sağlayabileceği,
  • Azalan sağlık harcamaları ile artan bağımsız yaşam imkanı ortaya çıkabileceği,
  • Düşen bakım maliyetlerinin azalan acil servis ve hastane yatış yüküne yol açabileceği,
  • Sağlıklılığın, üretkenlik ve yeni teknoloji yoluyla artan istihdama katkı oluşturabileceği.

Türkiye’de Beklenen Ekonomik Fayda başlığı altında, 2024-2030 arası gereken yıllık yatırım tahmininde;

  • Dijital sağlık uygulamalarına 100–150 milyon dolar,
  • Tele-sağlık sistemlerinin genişletilmesine 70–120 milyon dolar,
  • Giyilebilir cihaz ekosistemlerinin yaygınlaştırılmasına 40–80 milyon dolar,
  • Akıllı yaşlı bakım merkezleri, IoT sensör ağından 150–250 milyon dolar öngörerek

Türkiye’nin sağlıklı yaş alma teknolojileri için yıllık toplam yatırım ihtiyacı olarak 350–600 milyon dolar gerektiğini belirtmiştir.

Bilindiği gibi, sağlıklı yaş alma yaklaşımının tıbbi ve bilimsel temellerini oluşturan bir kavramdır. Yaşam süresini uzatmakla birlikte bu sürenin sağlıklı geçen yıllarını (healthspan) en üst yaşa çıkartmayı hedeflemektedir. Birden fazla disiplini bütüncül bir yaklaşımla gören ama aynı zamanda kişiselleştirilmiş bir alandır.

Daha önce de alıntılar yapmıştım. Geçmiş dönem Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı da yapmış olan Profesör Adil MARDİNOĞLU, Longevity konusunda bir ekiple birlikte çalışmaktadır. Adil MARDİNOĞLU halen King’s College London ve KTH-Royal Institute of Technology’de (İsveç Kraliyet Teknoloji Enstitüsü)  sistem biyolojisi profesörüdür. Hesaplamalı biyoloji, moleküler biyoloji ve ilaç geliştirme alanında çalışan araştırıcılardan oluşan bir ekibe liderlik etmektedir.

Öte yandan, Seattle’daki Sistem Biyolojisi Enstitüsü’nden Prof. Leroy Hood, Longevity konusundaki gelişmelerin modern biyotıbbın hedeflerini değiştirdiğini açıklamaktadır.  Amacın, hastalığı tedavi etmek yerine, sağlığı optimize etmek, hastalığı önlemek ve nihayetinde bireylerin sağlık ömrünü 90’lı yaşlarına veya daha ötesine uzatmak olacağını ifade etmektedir.

Prof. MARDİNOĞLU, ekip olarak yaptıkları bir çalışmada; Alzheimer hastalığında, gelişmiş yapay zeka ve sistem biyolojisi yaklaşımı entegrasyonuyla, altında yatan moleküler mekanizmaların ortaya çıkarılabildiğini ve birleştirilmiş metabolik aktivatörlere dayalı etkili bir tedavi stratejisi geliştirilebildiğini belirtiyor. Önümüzdeki beş yıl içinde, Alzheimer hastalığının yönetimi ve tedavi optimizasyonunda atılımlar olacağını ve daha uzun dönemde, geliştirilmiş verilerle donanmış olarak, “bireyleri biyolojilerine göre uyarlanmış yaşam tarzı ve terapötik müdahalelere yönlendirebilecek kapsamlı önleyici platformlar” öngörüldüğünü söylüyor.

Tüm bu ilerlemeler, doğaldır ki hemen olmuyor. Biyobelirteçler klinik doğrulamadan geçiriliyor, geliştirilen ilaçlar uzun yıllar süren klinik araştırmalardan geçiyor. Sonunda maliyetlerin düştüğü, yapay zeka ile hesaplamaların yapılabildiği noktalara ulaşılıyor. Bu konularla, inanın çok uzak gelecekte karşılaşmayacağız.

Önümüzdeki yıllarda, sadece dünya örnekleriyle değil, ülkemize ait araştırma sonuçlarını da yaşayacağız. İçinde bulunduğum bir TÜBİTAK Projesi’nde, İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa ile birlikte 4 ayrı Üniversite ekibi, Nöron Hasarına Yol Açan Hastalıkların Tanı Tedavi ve İzlemine Yönelik Biyobelirteç ve İleri Teknolojik Uyarı Sistemlerinin Geliştirilmesine yönelik bir çalışma uygulamaktadır.

Başlarken belirtildiği gibi, sağlık hizmetleri önümüzdeki on yılda belki de bugünkünden çok farklı hale gelecek. Sigortacılık da bu farklılaşmaya ayak uydurmak durumunda kalacak. Bugün tazminat prim oranının yükselme ihtimalini göz önüne alarak bazı tarama testlerini ödeme konusunda bile çekingen davranabilen bazı Sigorta Şirketleri, bırakın tarama testlerini, hastalanma veya yaralanmayı önlemek için ödemeler yapacaklar. Hatta buna yönelik ev düzenlemelerinin ödemesini yapan poliçe örnekleri uygulanmaya başladı bile…

Belki de kamu sigortasıyla birlikte uzun süreli sağlık sigortacılığına başlayan özel sigortalar, Sevgili Adil Mardinoğlu Hoca’nın da vurguladığı gibi, genç yaşta sigortalılarını biyolojilerine göre uyarlanmış yaşam tarzına yönlendirebilecek önleyici müdahalelerle takip edecekleri günleri yakında yaşayabileceğiz.

Birlikte Eskimek Çok Güzel Eksilmedikçe

Birlikte Eskimek Çok Güzel Eksilmedikçe

2026 yılına girerken yeni duyduğum bu sözü başlık yapmak içimden geldi. Daha önce duymadığım bu sözün sahibine yönelik farklı bilgilerle sizleri yormayacağım. Sadece kayıtlarda sözün sahibinin çoğunlukla Nazım Hikmet olduğunun yazdığını aktaracağım. Güzel ve anlamlı bir söz, söyleyenin ağzına sağlık.

2026 yılına girerken yeni duyduğum bu sözü başlık yapmak içimden geldi. Daha önce duymadığım bu sözün sahibine yönelik farklı bilgilerle sizleri yormayacağım. Sadece kayıtlarda sözün sahibinin çoğunlukla Nazım Hikmet olduğunun yazdığını aktaracağım. Güzel ve anlamlı bir söz, söyleyenin ağzına sağlık. Bu konuyu, hepimizin bir yaş daha almak üzere olduğu yılın bu son gününe, özellikle ertelemiştim. Sizlerle bu haftadan itibaren bir kaç hafta paylaşmak istediğim konu, yaşlanma ve sağlıklı yaşlanma.

Kasım ayında bir sunumunda, Sağlık Yönetiminin Üstat Hocası Prof. Dr. Haydar SUR’un grafikle açıkladığı bu ilişki; orta ve üstü yaş grupları için çok iyi bilinmesi ve yönetilmesi gereken bir konu…

Hatta, Sevgili Haydar SUR, geleceğe yön verecek güzel bir tespitiyle sunumunu tamamlamıştı; “Sağlıkta sürdürülebilirlik, yeniliği değerle birleştiren yöneticilerin omuzlarındadır”

Lifespan ve Healthspan ile 12 Trilyon Dolar Büyüklük Ekleme

Lifespan ve Healthspan kavramları son yılların önemli bir gündem maddesi oldu. Yani, yaşlanma ve sağlıklı yaşlanma.

Hızla yaşlanan dünya nüfusu, sağlıklı yaşlanma konusunu, ulusal ölçekten küresele taşıdı. Öyle stratejik bir konu oldu ki, yaşlanma ile birlikte artan kronik hastalık yükü, sağlığa finansman ve hizmet açısından erişimi zorlaştırdı, maliyetleri öngörülemez hale getirdi. Buna, teknolojik yeniliklerin getirdiği kolaylıkların maliyetlerini de eklediğinizde, gerçekten de öngörülemez ekonomik büyüklüklere ulaşıldı. Giyilebilir izleme cihazları, yapay zekâ destekli tanı sistemleri, tele-tıp uygulamaları, robotik bakım çözümleri ve dijital terapötik yaklaşımlar sadece ilk anda akla gelen sağlıklı yaş almayı destekleyici güçlü araçlar…

Birleşmiş Milletler 2023 yılı projeksiyonlarına göre, 65 yaş üstü nüfus 2050 yılına kadar dünya genelinde iki katından fazla artacak. Dünya Sağlık Örgütü, sadece 2030 yılında 1.4 milyar kişinin 60 yaş üstünde olacağını öngörüyor (WHO Ageing and Health Fact Sheet). TÜİK, Türkiye’de 2023 itibarıyla yüzde 10’un üzerine çıkan yaşlı nüfus oranının halen de artmaya devam etmekte olduğunu yayınlıyor. Ortalama yaşam süresindeki artış, doğaldır ki olumlu ama “sağlıklı yaşam yılı” ile artışı aynı oranda değil ne yazık ki…

McKinsey Global Institute tarafından yayınlanan Prioritizing Health Report, sağlıklı yaşlanma ile 2040 yılında küresel ekonomiye 12 trilyon dolar eklenebileceği öngörüsünde bulunuyor.

Fonksiyonel Kapasitenin Korunması

Beard ve arkadaşları, 2016 yılında “amacın, yalnızca uzun yaşamak değil, fonksiyonel kapasitenin korunduğu, bağımsız ve kaliteli bir yaşam sürecinin desteklenmesi” olduğunu savunuyor.

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre amaç, 2020 yılında, bireylerin yaşlanırken işlevselliklerini sürdürmesini sağlayan bir süreç olarak tanımlanıyor. İşlevselliği de; fiziksel kapasite, bilişsel performans, duygusal denge ve sosyal katılım gibi boyutlarla açıklıyor.

Otörlere göre yaşlanma, bilimsel olarak; hücre yaşlanması ve telomer kısalması (Blackburn, 2018), mitokondriyal disfonksiyon, inflamatuar yaşlanma (Franceschi & Campisi, 2014), epigenetik değişiklikler ile moleküler hasar birikimi gibi faktörlerin kombinasyonu olarak tanımlanıyor.

Christensen ve arkadaşları, sağlıklı yaş almanın; birbirine yakın oranlarla genetik, davranışsal, çevresel ve sağlık sistemine erişim ile sosyoekonomik koşulların etkileşimine bağlı olduğunu belirtmektedir.

Uzmanları, kişinin sağlığını yönetme bilinciyle yerine getirmesi gereken koruyucu faktörler olarak ise;

  • Düzenli fiziksel aktivite,
  • Akdeniz diyeti örneği gibi dengeli beslenme,
  • Sosyal bağlantılar,
  • Uykunun düzenlenmesi,
  • Pozitif psikoloji ve stres yönetimi,
  • Sağlık hizmetlerine eşit erişim,
  • Bağımlılıktan uzak durma

gibi ana başlıkları saymaktadır.

Dünya Örnekleri

Japonya’da öne çıkan uygulamalar arasında PARO Terapi ve Robear Hasta Kaldırma Robotları ile Akıllı Ev Yaşlanma Sensörleri görülmektedir.

PARO Terapi Robotu ile demans hastalarında stres, huzursuzluk ve depresyonu azaltan, sosyal etkileşimi güçlendiren etkiler izlenmekte ve 30’dan fazla ülkede kliniklerde kullanılmaktadır.

Robear Hasta Kaldırma Robotu; hastayı yataktan sandalyeye güvenli şekilde transfer edebilenn, hemşirelik hizmetleri yükünü azaltan becerileriyle, yaşlı bakım evlerinde pilot uygulamalarda yararlanılmaktadır.

Akıllı Ev Yaşlanma Sensörleri ise özellikle yalnız yaşayan yaşlıların hareket, gaz/su sızıntısı, düşme ve rutin aktivitelerini izleyen geniş bir nesnelerin interneti (IoT) sistemi olarak değerlendirilmektedir.

Amerika Birleşik Devletleri örnekleri arasında;

HealthKit ve giyilebilir cihaz ekosistemi,

Ageing Analytics Programları,

TeleHealth Yaşlı Bakım Programı ve

Alexa Care Hub sıralanabilir.

HealthKit ve giyilebilir cihaz ekosistemi kapsamında; kalp ritmi, EKG, uyku, mobilite ölçümleri yaşlı bireylerin sağlık yönetiminde yaygın şekilde kullanılmaktadır. ABD Hastalık Kontrol Merkezi (CDC), bu verilerin kronik hastalık yönetiminde kullanılabileceğini de raporlamaktadır.

Ageing Analytics Programları ile gelişmiş yapay zekâ algoritmaları ile demans erken teşhisi için MRI analizleri yapılmaktadır.

TeleHealth Yaşlı Bakım Programında da evden çıkamayan yaşlı hastalara sürekli uzaktan sağlık izleme ve tele-konsültasyon sunulmakta, hastaneye tekrar yatan hasta oranları yüzde 30’a kadar azalmaktadır.

Alexa Care Hub ile sesli komutla günlük yaşam desteği, ilaç hatırlatma, acil durum çağrısı ve yaşlı birey için rutin takip gibi hizmetler verilmektedir.

Hollanda’nın Hogeweyk Demans Köyü, dünyada bir ilktir. Demans hastaları için yaşam ortamı tamamen doğal bir mahalle olarak tasarlanmıştır. Köyde teknoloji gizlenmiş şekilde yerleştirilerek güvenlik ve özgürlük birlikte sağlanmaktadır.

Danimarka’nın TeleCare Nord uygulamasında; Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalıkları (KOAH) ile hipertansiyon hastalarının uzaktan izlendiği, devlet destekli ulusal tele-sağlık programıyla hastane başvurularında önemli düşüşler sağlanmıştır.

İngiltere’de NHS Dijital Yaşlanma Programı ile yaşlılara özel mobil uygulama kütüphanesi, düşmeyi önleme sensörleri, uyku-bozuklukları mobil izleme sistemleri kurulmuştur.

Güney Kore’de CareBot ve Ulusal Akıllı Ev Projeleri yapılmaktadır. CareBot ile yaşlı bakım evlerinde kullanılan robotik yardımcı, oda içi riskleri analiz edip uyarı vermekte, bilişsel egzersizler sunmaktadır. Ulusal Akıllı Ev Projelerinde ise yaşlılar için ücretsiz akıllı sensör dağıtımı yoluyla düşme, hareketsizlik ve acil durum anında anında sağlık ekiplerine bildirim sistemi kurulmuştur.

Türkiye örnekleriyle yeni yılda da devam edeceğim.

Başladığım gibi “Birlikte eskimek çok güzel, eksilmedikçe” sözü ile bitirmek istiyorum, 2026 yılında da yine hep birlikte bir yıl daha sağlıkla mutlulukla eskimeyi diliyorum.