Dünya Sağlık Örgütü’ne Göre Özel Sağlık Sigortacılığı

Dünya Sağlık Örgütü’ne Göre Özel Sağlık Sigortacılığı

Geçen hafta “Sağlık Sigortacılığında Uzun Ömürlülüğü Doğru Anlamak” başlığı altında uzun ömürlülük konusundaki yeni bir rapordan bazı çarpıcı başlıklar aktararak değerlendirmeler yapmıştım. Bu bağlamda sağlık sigortacılığının geleceğine yönelik öngörülerimi de paylaşmıştım. Bu hafta konuya Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) özel sağlık sigortacılığına ilişkin görüşleriyle öngörülerime devam edeceğim.

Geçen hafta “Sağlık Sigortacılığında Uzun Ömürlülüğü Doğru Anlamak” başlığı altında uzun ömürlülük konusundaki yeni bir rapordan bazı çarpıcı başlıklar aktararak değerlendirmeler yapmıştım (https://reports.weforum.org/docs/WEF_The_Longevity_Dividend_2026.pdf) Bu bağlamda sağlık sigortacılığının geleceğine yönelik öngörülerimi de paylaşmıştım. Bu hafta konuya Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) özel sağlık sigortacılığına ilişkin görüşleriyle öngörülerime devam edeceğim.

Önce hep söylenen ve kabul gören bir tespitle başlamak istiyorum; Türkiye’de bir yandan daha uzun yaşarken diğer yandan daha az sağlıklı yaşıyoruz, ayrıca da çoğunlukla ekonomik imkanlarımız yaşımızla birlikte azalıyor. Bundan sonraki satırları, bu tespitle birlikte değerlendirmenizde yarar olacaktır.

Evrensel Sağlık Kapsayıcılığı Günü

“Universal Health Coverage (UHC)” Türkçe’de Genel Sağlık Sigortası anlamına da gelen evrensel sağlık kapsayıcılığı olarak bilinir.

Geçtiğimiz yıl 12 Aralık’ta DSÖ “Evrensel Sağlık Kapsayıcılığı Günü” (Universal Health Coverage Day) kutlaması yaptı (https://www.who.int/campaigns/universal-health-coverage-day/2025). 2025 Evrensel Sağlık Kapsayıcılığı Günü’nde, karşılanamaz sağlık maliyetlerinin insanlar üzerindeki yıkıcı etkisine dikkat çekildi. Her dört kişiden birinin, sağlık hizmetlerini kendi cebinden öderken mali zorluk yaşadığı; bu durumun çoğu zaman gıda, eğitim veya barınma gibi temel ihtiyaçlardan fedakârlık edilmesi pahasına gerçekleştiği vurgulandı.

Evrensel Sağlık Kapsayıcılığı Günü, hâlâ uygun maliyetli sağlık hizmetlerine erişmeyi bekleyen yüz milyonlarca insan için savunuculuk yapılmasını ve karar vericilere sağlığa daha akıllıca yatırımlar yapmaları çağrısında bulunulmasını sağlayan küresel bir buluşma noktası oldu.

“Daha sağlıklı toplumlar, daha dayanıklı, üretken, barışçıl ve müreffeh toplulukların oluşmasını sağlar” temasıyla hareket eden DSÖ, insanların maliyetler nedeniyle sağlık hizmetini geciktirdiğinde veya almaktan vazgeçtiğinde, sağlık sonuçlarının kötüleşmesi ve uzun vadede hem sağlık hem de mali yükün artması riskiyle karşı karşıya kaldığını öne çıkarıyor.

DSÖ, buna karşılık hükümetlerin insanların uygun maliyetli sağlık hizmetlerine erişimini öncelik hâline getirdiğinde, tüm sektörlerde sürdürülebilir ilerlemenin temelini atmış olacağını belirtmektedir.

Evrensel Sağlık Kapsayıcılığı Günü kapsamında DSÖ, özellikle düşük gelirli bireyler veya kronik hastalığı olan kişiler başta olmak üzere, en fazla ihtiyaç duyanlar için mali koruma önlemlerinin acilen hayata geçirilmesi ve cepten yapılan sağlık harcamalarının ortadan kaldırılması çağrısında bulunmaktadır.

Gönüllülükten Zorunluluğa 

DSÖ’ne göre, özel sağlık sigortası; gönüllü/ticari sistemlerden zorunlu sistemlere kadar uzanan işlevsel bir yelpazeyi kapsar ve risk havuzlama, kamu-özel sınırları ve kapsam rolleri boyutları boyunca ilerler. DSÖ, gönüllü bireysel planlardan zorunlu özel yönetilen/organize edilen planlara (Hollanda, İsviçre’nin bazı bölgeleri ve ABD Sağlık Hesapları Sistemi gibi) kadar uzanır. Yönetim yapısı, ticari kâr amacı güden kuruluşlardan özel kâr amacı gütmeyen veya yarı-kamu kuruluşlarına geçiş gösterir. Risk bazlı primlerden, topluluk (grup) bazlı veya gelire dayalı katkılara doğru ilerler.

Neelam Sekhri ve William Savedoff DSÖ Bülteni’nde yayımlanan Özel Sağlık Sigortası: Gelişmekte Olan Ülkeler İçin Sonuçları (Private Health Insurance: Implications For Developing Countries) adlı makalesinde (https://iris.who.int/server/api/core/bitstreams/a59b2078-4950-41cb-9aed-347dc402d0dd/content); özel sağlık sigortasının hem yüksek hem de düşük gelirli ülkelerde giderek daha önemli bir rol oynamakta olduğunu; ancak araştırmacılar ve politika yapıcılar tarafından yeterince anlaşılmadığını belirtmektedir. Bu makalede, özel ve kamu sağlık sigortası arasındaki ayrımın çoğu zaman abartıldığı; çünkü iyi düzenlenmiş özel sigortalarının, kamu sigortası sistemleriyle birçok ortak özelliğe sahip olduğunu vurgulamaktadır. Ayrıca, özel sağlık sigortasının Batı Avrupa’daki birçok modern sosyal sigorta sisteminden önce ortaya çıktığını ve bu sayede bu ülkelerin daha sonra sağlık hizmetlerine evrensel erişimi sağlamayı mümkün kılan mekanizmaları, kurumları ve kapasiteleri geliştirebildiği belirtilmektedir.

Makale, özel sigortayla ilgili uluslararası deneyimlerin gözden geçirilerek, bu rolün belirli bir bölgeyle veya ulusal gelir düzeyiyle sınırlı olmadığını ortaya koymaktadır. Gelişmekte olan ülkelerdeki politikalar için önerilerde bulunulmakta ve özel sağlık sigortasının göz ardı edilemeyeceği savunulmaktadır. Hükümetlerin etkili düzenlemeler uygulaması ve kamu fonlarını yoksul ve savunmasız kişilere özel programlara odaklamasıyla özel sağlık sigortasının kamu yararına hizmet edecek şekilde kullanılabileceği ifade edilmektedir. Böylelikle, kamu sektörünün, kendi sağlık hizmeti kapsamını yönetme ve finanse etme kapasitesini artırırken, sigorta kurumlarıyla ilgili deneyim geliştirmek için bir model olarak da kullanabileceğinden söz edilmektedir.

Araştırmalar; önleme ve erken müdahalede sağlık ekosisteminin tüm paydaşlarının sorumluluk duymaları gerektiğini net bir şekilde ortaya koyduğu için ülkemiz sağlık sigortacılığında poliçe bazında çeşitlendirmenin ürünlerle gösterilmesini zorunlu kılmaktadır.

Yaşlı bakım sigortası, uzun süreli sağlık sigortası, tamamlayıcı ve destekleyici sağlık sigortası, kronik hastalıklar sigortası, ilaç ve tanı yöntemlerinde yenilikçi müdahaleleri içeren sağlık sigortası gibi yaşam tarzında davranış değişikliği yapanlara yönelik teşvik edici poliçe alt başlıkları içeren örneklerkamu ve özel sağlık sigortalarıyla birlikte geliştirilmeli, uygun modeller yürürlüğe konulmalıdır.

Geçtiğimiz hafta da değindiğim gibi, sağlık sigortacılığında da uzun ömürlülüğü bu boyutta analiz etmek gerekir. Geleceğin sağlık sigortacılığı, kişinin kendi sağlığını yönetmesinden başlayarak sağlık tazminatını davranış değişiklikleriyle birlikte yönetme temeline dayanmalıdır.

Bu yüzden, tıpkı DSÖ makalesinde olduğu gibi, geleceğin sağlık sigortacılığında sadece poliçe kapsamında ödenen tazminatın değil, poliçe içeriğini de şu alt başlıkların içini doldurularak revize etmekte fayda olabilir;

  • Kişinin hastalanmasını önleyerek sağlıklılık süresini uzatmaya çabalayan, riski ekosistem yaklaşımıyla kamu özel sektör birlikte yöneten ve önceden belirlenen performans kriterleri çerçevesinde yarıştıran bir sorumluluğa dönüştürme,
  • Yapay zekâ, giyilebilir teknolojiler, uzaktan sağlık takibi gibi yenilikçi unsurları tarama ve tedavi yöntemleriyle kapsama alma,
  • Kişinin hastanede değil yaşanılan yerde, evde, işte sağlığını yönetme deneyimini teşvik etme…

Dünya Sağlık Örgütü’nden Çekilme

Dünya Sağlık Örgütü’nden Çekilme

Bu hafta, Amerika Birleşik Devletleri’nin Dünya Sağlık Örgütü’nden çekilmesini paylaşmak istiyorum.

Bu hafta, Amerika Birleşik Devletleri’nin Dünya Sağlık Örgütü’nden çekilmesini paylaşmak istiyorum. Geçen hafta yani 21 Ocak 2025 Salı günü CNN’de yayınlanan “What is the World Health Organization and why does Trump want to leave it?” başlıklı haberde, konu farklı görüşler ve boyutlarda değerlendirilmiş. https://edition.cnn.com/2025/01/21/world/world-health-organization-trump-withdraw-explainer-intl/index.html bağlantısından haberin tamamına ulaşılabilir.

Haberin konusu, ABD Başkanı Donald Trump’ın göreve başladığı gün imzaladığı kararnamelerden biriyle ilgili. 20 Ocak 2025 tarihli Kararname; çekilme süreci ile ilgili amaç, eylemler, bildirim, küresel sistem müzakereleri, genel hükümler olmak üzere 5 ayrı bölümden oluşuyor (https://www.whitehouse.gov/presidential-actions/2025/01/withdrawing-the-united-states-from-the-worldhealth-organization/).

Küresel Sağlığa Zarar

Haberin içinde, “…Trump, Dünya Sağlık Örgütü’nü “yozlaşmış” olarak nitelendirdi, Amerika’yı dolandırmakla suçladı…” ifadesi yer alıyor. Haberde, oy veren milyonlarca Amerikalı, bu tür uluslararası yapıların değerine giderek daha fazla şüpheyle yaklaştığı belirtiliyor. Hatta, uzmanların Dünya Sağlık Örgütü’nün en etkili üyesinin çekilmesinin, küresel sağlığa zarar verebileceği konusunda uyardığından söz ediliyor.

ABD’yi Dünya Sağlık Örgütü’nden çekmek için, 47. Başkan Trump’ın ilk gün ilk saatlerinde attığı imzanın arkasında ne yatıyor, etkisinin ne olabileceği tartışılıyor. Birleşmiş Milletler kuruluşu sıfatıyla DSÖnün en büyük bağışçılarından biri olan ABDbütçesinin yaklaşık beşte birini sağlamakta olduğu anlatılıyor.

DSÖ bu süreç üzerine yaptığı açıklamasında, Amerika Birleşik Devletleri’nin kararına ilişkin üzüntülerini aktarıyor (https://www.who.int/news/item/21-01-2025-who-comments-on-united-states–announcement-of-intent-to-withdraw). ABD.’nin 1948 yılında  kurucu üyesi olduğu DSÖ’nün 193 Üye Devletle birlikte, dünyada sağlık tehditlerine ilişkin çalışmalarda  görev aldığı ifade edilen açıklamada, çiçek ve çocuk felci hastalıklarının yok edildiği ve azaltıldığı vurgulanıyor. ABD’nin konuyu yeniden değerlendirmesi umularak, dünyada milyonlarca insanın sağlık ve refahı için yapıcı diyaloğa girmenin dört gözle beklendiği de belirtiliyor.

Kozmetik Bir Çekilme

Kaliforniya Üniversitesi Berkeley Halk Sağlığı Fakültesi Sağlık Politikaları ve Yönetimi Öğretim Üyesi Prof. Stefano Bertozzi, yazısında (https://publichealth.berkeley.edu/news-media/opinion/withdrawal-from-who-could-bring-tragedy); kararnamenin ABD’yi kurumdan çekmek için ikinci bir girişim olduğunu belirtmektedir. Trump’ın ilk döneminde tanıttığı önceki planın, dönemin Başkanı Biden tarafından geri çevrildiği yazılırken; konunun halk sağlığı için sarsıcı olduğu ifade edilmektedir. Hatta DSÖ’den çekilmeyle; Ulusal Sağlık Enstitüleri, Gıda ve İlaç Dairesi ve Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri gibi federal kurumlar da dahil olmak üzere ABD. sağlık sisteminin izole edebileceğine değinilmektedir.

Berkeley Halk Sağlığı Okulu önceki dönem Dekanı olan Bertozzi; Bill ve Melinda Gates Vakfı, Meksika Ulusal Halk Sağlığı Enstitüsü, UNAIDS, Dünya Bankası ile çalışmış bir öğretim üyesidir. Prof. Bertozzi, DSÖ’nün dünyadaki her ülkenin sağlık sorunlarının tartışılabileceği tarafsız bir forum sağlamakta olduğunu ve ABD’nin WHO’dan çekilse bile kilit forumlara katılıma devam edebileceğine ilişkin iyimser bir yorum yapılabileceğini belirtmektedir. Gerçek bir çekilmeden öte, sadece kozmetik bir çekilme anlamına gelebileceğine vurgu yapılmaktadır. Kötümser tarafta ise, süreç olarak ABD’nin tekrar DSÖ katılımı için bir zorluk olabileceği belirtilmektedir.

24 Ocak 2025 tarihli bu yazıda; ABD desteğini kaybetmenin DSÖ için büyük bir darbe olabileceği, bütçe açığını kapatmak için birçok ülkenin devreye girmesi gerekebileceği vurgulanmaktadır.

Halk Sağlığı Bilgileri Gecikmesi

Öte yandan, The Associated Press (AP), yayınlanan haberde, ABD Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığı talimatından söz edilmektedir (https://apnews.com/article/trump-health-communications-cdc-hhs-fda-1eeca64c1ccc324b31b779a86d3999a4). 21 Ocak 2025 tarihli habere göre, kurum personeline, siyasi bir atamaya kadar; düzenlemeler, rehberlik, duyurular, basın bültenleri, sosyal medya paylaşımları ve web sitesi paylaşımları gibi konulara “derhal ara verilmesi” emri verildiği belirtilmektedir. Bu kapsama, Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi’nin (CDC) bilimsel yayını Haftalık Ölüm ve Hastalık Rapotu (Morbidity and Mortality Weekly Report, MMWR) da dahil olmak üzere birçok platform girmektedir.

AP haberinde, kimliklerinin gizli kalması koşuluyla dört federal sağlık yetkilisinin bu bilgiyi doğruladığı belirtilmektedir. Buna göre, ay sonuna kadar bu iletişimin durdurulmasıyla, gıda kaynaklı hastalık ve salgınlar başta olmak üzere halk sağlığı ile ilgili gerekli bilgilerin gecikmesine neden olabileceği endişesinden söz edilmektedir.

Başlarken bağlantı adresini verdiğim 21 Ocak 2025 tarihli CNN haberine göre (https://edition.cnn.com/2025/01/21/world/world-health-organization-trump-withdraw-explainer-intl/index.html), Dünya Sağlık Örgütü’nden çekilme bir yıl sürüyor, ancak bu sürecin daha hızlı olabileceğine ilişkin işaretlerden de söz ediliyor. Hatta, yakın zamanda, devam eden 42 ayrı sağlık acil durumunu için DSÖ 1,5 milyar dolarlık fon talebinde bile bulunmuş.

Aynı haberde, 2017’den beri Genel Direktörü olarak görev yapan Tedros Adhonam Ghebreyesus’un, yetmiş yıldan uzun süredir DSÖ ve ABD’nin sayısız hayat kurtardığı, Amerikalıları ve tüm insanları sağlık tehditlerinden koruduğu tespitleri anlatılmaktadır.

Dünya Çapında Savunmasız Kişilere Yardım

Bitirirken, Dünya Sağlık Örgütü ile ilgili bazı bilgileri hatırlatmak isterim.

7 Nisan 1948’de kurulan Dünya Sağlık Örgütü  (World Health Organization, WHO), Birleşmiş Milletler’in uluslararası halk sağlığından sorumlu uzmanlaşmış bir kuruluşudur.

Merkezi İsviçre’nin Cenevre şehrindedir ve dünya çapında altı bölgesel ofisi ve 150 ülke ofisi bulunmaktadır. Türkiye, merkezi Kopenhag’da bulunan Avrupa Bölge Ofisi’ne bağlıdır.

Resmi görevi, dünya çapında savunmasız kişilere yardım ederken sağlık ve güvenliği teşvik etmek olarak tanımlanır. Ülkelere teknik yardım sağlamakta, uluslararası sağlık standartlarını belirlemekte, küresel sağlık sorunları hakkında veri toplamakta ve sağlıkla ilgili bilimsel veya politika tartışmaları için bir forum görevi görmektedir.

Son Söz; DSÖ Başkanı bölge ofisleri, ülke ofisleri ve tüm çalışanlara gönderdiği acil durum mesajına göre DSÖ, ABD’nin çekilmesinin ardından tüm işe alımları ve seyahatleri durdurdu. (www.halukozsari.com)