Sigortacılar ve Ortalama Yaşam Süresi Artışı

Sigortacılar ve Ortalama Yaşam Süresi Artışı

Cenevre Birliği, üyeleri ve şirketleri, akademik kurumlar ve çok taraflı kuruluşlarla iş birliği içinde titiz araştırmalar yürütmektedir. Şubat 2025’de yayınlanan, Türkçesiyle, Sigorta ve Uzun Ömür Ekonomisi: 100 Yıllık Yaşamlar Çağında Korumayı Yönlendirmek adlı yayın bunlardan biridir. Yayın, sigortacıların mevcut çözümleri geliştirme ve yeni çözümler üretme, böylece dayanıklı bir uzun ömürlülük ekonomisini teşvik etme fırsatlarını vurguluyor.

1973 yılında kurulan Cenevre Birliği, sigorta şirketlerinin tek uluslararası birliğidir; üyeleri sigorta ve reasürans CEO’larıdır. Küresel sigorta endüstrisinin düşünce kuruluşu olan Cenevre Birliği, üyeleri ve şirketleri, akademik kurumlar ve çok taraflı kuruluşlarla iş birliği içinde titiz araştırmalar yürütmektedir.

Şubat 2025’de yayınlanan, Türkçesiyle, Sigorta ve Uzun Ömür Ekonomisi: 100 Yıllık Yaşamlar Çağında Korumayı Yönlendirmek adlı yayın bunlardan biridir. Özgün adı, “Insurance and the Longevity Economy: Navigating Protection in The Era of 100-year Lives” olan bu yayında, uzun yaşam süresinin sosyo-ekonomik etkileri ile sigortacılığa yansımaları aktarılmıştır (https://www.genevaassociation.org/sites/default/files/2025-02/insurance_and_longevity_report_1902_final.pdf). Yayın, sigortacıların mevcut çözümleri geliştirme ve yeni çözümler üretme, böylece dayanıklı bir uzun ömürlülük ekonomisini teşvik etme fırsatlarını vurguluyor.

Demografik Değişim

Tüm dünyada demografik yapı değişiyor. Değişen bu nüfus yapısı ülkelerin toplumsal dinamiklerini de etkiliyor. Özellikle ortalama yaşam süresinde 80’li yaşları aşan bir artış, sadece emeklilik politikalarına değil sağlık ve bakım politikalarına da yansıyor. Finansal koruma olarak bilinen açısından sonuçlar doğuruyor.

Dünya nüfusunun son yetmiş beş yılda üç kattan fazla artarak 2025’te 8 milyarı aşacağı öngörülüyor. Ancak, bir yandan azalan doğum oranları çelişkisi de yaşanıyor. Doğurganlık oranlarının aynı dönemde yarıdan fazla azaldığı biliniyor.

12 Ülkede 15 Bin Kişiyle Anket

Cenevre Birliği 12 ülkede 15.000 kişiyle bir anket başlatmış ve dört önemli sonucu paylaşmıştır:

  • Uzun ömür tahminleri gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında farklılık gösteriyor,
  • Gelişmekte olan ülkelerde uzun ömürler abartılıyor, gelişmiş ülkelerde küçümseniyor,
  • Uzun ömürle ilgili endişeler finansal kaygılar ötesinde sağlık ve yalnızlığı da kapsıyor,
  • Daha sonraki yıllarda yaşam kalitesine giderek daha fazla odaklanıldığının altını çiziliyor.

Bu kapsamda şu saptamalar ve alt açılımlar sıralanmış;

  • İnsanlar uzun yaşamanın zorluklarında endişeleniyorlar ama hazırlıklarını da abartıyorlar,
  • Sigorta, uzun ömürlülüğü destekleyen temel bir kurum olarak tanımlanıyor,
  • Uzun ömür ekonomisi, sigortacılara yeni ürünler ile mevcutları geliştirme fırsatı sunuyor,
  • İnsanlar yaşlandıkça bağımsız kalmak istiyor,
  • Daha esnek ürünler geliştirilir,
  • Sigortada veri kullanımını yeniden gözden geçirilir,
  • Kamu politikası yapıcıları ile koordinasyon

Nasıl abartıyorlar?

Anket katılımcılarının üçte ikisinden fazlası; sağlık hizmetlerine erişim, emeklilik birikimlerinin yeterliliği ve kamu güvenlik ağlarının sağlamlığı konusunda endişelerini dile getiriyor. Ancak bu alanlardaki kendi bildirdikleri hazırlık beklenmedik bir şekilde de iyimser oluyorlar.

Hangi kurumlar yardımcı oluyor?

Ailesigorta ve hükümet, artan uzun ömürlülüğe hazırlanmaya yardımcı olan ilk üç kurum olarak sıralanıyor. Ancak, genç yetişkinlerin sigortayla etkileşimini artırmak hala bir zorluk ve daha basit, daha çekici ürünlere olan ihtiyacı gösteriyor.

Yaşlandıkça bağımsız kalmak için ne gibi yeni ürünler?

Bu, sigortacılara, geleneksel tazminat çözümlerini tamamlayan özerklik ve yenilikçi risk-ödül modellerine odaklanan ürünler ve hizmetler yaratma fırsatı sağlıyor. Sigortacıların koruma, tasarruf ve hizmetleri nasıl birleştirebileceğini ve geleneksel, ikiye ayrılmış ‘sağlık ve yaşam’ ile ‘birikim ve birikim azaltma’ yaklaşımlarının nasıl ortadan kaldırabileceği başlıca şöyle özetlenmiş;

  • Hayat sigortası ve sağlık arasındaki bağlantıları genişletin, daha önce hayat sigortasına uygun olmayan diyabet hastaları gibi nüfus kesimleri için kapsamı genişletmeye yardımcı olunabilir,
  • Grup sağlık sigortası planları, daha sağlıklı bir iş gücünü korumaya yardımcı olmak için geliştirilebilir, böylece çalışma ömürleri uzatılabilir ve zenginlik süreleri artırılabilir,
  • Sigortalıların ihtiyaçlarını ele almak için net kıstaslara sahip üç yıllık sürelere geçiş, örneğin kronik rahatsızlıklar için tarama; devamsızlığı, acil hastane ziyaretlerini ve reçete maliyetlerini azaltabilir.

Nasıl daha esnek ürünler hale gelebilir?

  • Uzun süreli bakım veya kritik hastalık sigortası gibi yaşam avantajlarıyla birleştiren hibrit hayat sigortası ürünleri ve ileri yaşlarda ödemeler yapan ertelenmiş yıllık gelirler de geliştirilebilir.
  • Uzun vadeli bakım sigortası kamu çözümlerini tamamlayabilir. Örneğin, gönüllü sigorta, bağımlı olarak geçirilen ortalama sürenin ötesindeki yılları ve bazı pahalı yaşam sonu risklerini karşılayabilir. Uzun vadeli bakım sigortası ayrıca, sigortalıların mümkün olduğunca uzun süre ve daha uygun fiyatlı bir şekilde fiziksel olarak bağımsız kalmalarına olanak tanıyan varlık açısından hafif modellere doğru ilerleyebilir.
  • Yarı zamanlı çalışma ve yarı zamanlı emekliliği birleştiren dördüncü bir emeklilik ayağı güçlendirilebilir. İşverenler, yetenekleri elde tutmak için daha esnek çalışma ve beceri geliştirme programları uygulamaya yönlendirebilir.

Sigortada veri kullanımını neden gözden geçirilmelidir?

Kişisel verilerin kullanımı hedefli müdahaleler, gelişmiş risk yönetimine olanak tanırken, etik endişeler de oluşturur ve korumaya erişimi sınırlayabilir. Genetik tarama ve teşhis ilerlemeleri, sigortanın karşılıklılık ilkesini tehlikeye atabilecek, bilgi asimetrisini kötüleştirebilecek ve potansiyel olarak sigorta ürünlerinin sürdürülebilirliğini tehlikeye atabilecek bireysel düzeydeki risk faktörlerini ortaya çıkarabileceğinden bu sorunları daha da kötüleştirebilir. Tersine, bu teknolojiler uzun ömürlülüğü önemli ölçüde artırabilir.

Kamu politika yapıcıları ile nasıl koordinasyon sağlanır?

Politika yapıcılar daha uzun ömür ve sağlık risklerini üstlenmek ve kamu güvenlik ağlarını tamamlamak için özel sektöre baktıkça, yenilikçi yıllık gelirleri, garantili tasarrufları ve sağlık sigortası ürünlerini desteklemek için sermaye çeken düzenleyici çerçevelere ihtiyaç duyuluyor.

Sigortacılar ve politika yapıcılar arasında ulusal ve uluslararası düzeyde diyalog hayati önem taşıyor ve bireyler ve toplumlar için sürdürülebilir sonuçlar sağlamak için ödeme gücü standartları, vergilendirme, sosyal bakım ve kamu-özel sigorta çözümlerine odaklanıyor.

Sonuç olarak, küresel sigorta endüstrisi düşünce kuruluşu Cenevre Birliği’nin bu araştırma ve sonuçlarından, sigortacılara “Uzun Ömür Ekonomisi” için “Korumayı Yönlendirme” amacına yönelik epeyce ev ödevi başlığı çıkabilir. Bunların her birini, zaman takvimine bağlı eylem planına dönüştürmek mümkündür.

Önümüzdeki hafta, bu konunun bir devamı olarak, yaşlılık sigortası ve sağlıklı yaşlanma ilişkisini aktaracağım.

Uzayan yaşam süresini sosyo-ekonomik etkiler bağlamında değerlendirerek, bir yandan mevcut çözümleri geliştirirken diğer yandan da yenilikçi çözümler üretilebilir. Dayanıklılık ve sürdürülebilirlik için; sigortacıların şirket içi, şirket dışı, kamu ve global deneyimlerini “birlikte çalışabilirlik” yaklaşımıyla ürünlerini çeşitlendirmesi başlangıç ilkesi olmalıdır.

Önemli Küresel Sağlık Başlıkları, 2024

Önemli Küresel Sağlık Başlıkları, 2024

2024 yılının son haftasına girerken, planladığım yazıları bir kaç hafta daha erteleyerek, yıl içinde dikkat çeken küresel sağlık haberlerini hatırlatmak istedim. 17 Aralık 2024 tarihli Dünya Ekonomik Forumu web sayfasında yayınlanan dokümanda sağlık, 6 başlıkta değerlendirilmiş; iklim değişikliğinin sağlık üzerindeki etkisi, bulaşıcı hastalık salgınları, teknolojinin sağlığı nasıl iyileştirdiği, kadın sağlığı, sağlık ve iş, antimikrobiyal direnç.

2024 yılının son haftasına girerken, planladığım yazıları bir kaç hafta daha erteleyerek, yıl içinde dikkat çeken küresel sağlık haberlerini hatırlatmak istedim. 17 Aralık 2024 tarihli Dünya Ekonomik Forumu web sayfasında yayınlanan dokümanda sağlık, 6 başlıkta değerlendirilmiş (https://www.weforum.org/stories/2024/12/top-global-health-stories-2024/);

  1. İklim değişikliğinin sağlık üzerindeki etkisi
  2. Bulaşıcı hastalık salgınları
  3. Teknolojinin sağlığı nasıl iyileştirdiği
  4. Kadın sağlığı
  5. Sağlık ve iş
  6. Antimikrobiyal direnç

İklim Değişikliği En Büyük Risk

Oliver Wyman ile Dünya Ekonomik Forumu’nun birlikte hazırladığı 16 Ocak 2024 tarihli İklim Değişikliğinin İnsan Sağlığı Üzerindeki Etkisini Ölçme Raporu (Quantifying The Impact Of Climate Change On Human Health), gelecek yirmi yılda iklim değişikliğinin küresel sağlığı nasıl yeniden şekillendireceğini aktarıyor (https://www.weforum.org/publications/quantifying-the-impact-of-climate-change-on-human-health/).

Rapor, iklim değişikliğini azaltma ve ona uyum sağlamada başarısız olmanın; en büyük küresel riski oluşturacağını vurguluyor. Artan patojenler ve artan kirlilik, kötüleşen aşırı hava koşulları ve özellikle kaliteli sağlık hizmetlerine sınırlı erişimi olan savunmasız kesimlerde artan sağlık eşitsizliklerine dikkat çekiyor.

2050 yılına kadar 14,5 milyon ek ölüm, 12,5 trilyon dolarlık ekonomik kayıp ve sağlık sistemlerine 1,1 trilyon dolarlık ek maliyetten söz ediliyor. Sel, kuraklık ve sıcak hava dalgaları, küresel sağlık için en hızlı üç iklim riski olarak sıralanıyor.

Bu tespitlere yönelik olarak, sağlık sistemi dayanıklılığını iyileştirmek için iki odak alan da  belirtiliyor; iklim değişikliğinin sağlık üzerindeki etkilerinin önlenmesi ve iklim olaylarından kurtulmanın güçlendirilmesi…

Kızamıkta Yüzde 20 Artış

2024’te bazı bulaşıcı hastalıkların yükselişi veya geri dönüşünden söz edilen dokümanda; kızamık, maymun çiçeği, dang humması konusuna özel olarak değiniliyor.

Dünya Sağlık Örgütü’nün 2024 Kasım ayındaki açıklamasına göre, 2023 yılında dünya genelinde kızamık vakalarının yüzde 20 artarak 10,3 milyona ulaştığı, aşılarla ilgili yanlış bilgilerle çocukluk çağı aşılamalarında 30 yılın en büyük düşüşünün görüldüğü ifade ediliyor.

MPox olarak bilinen maymun çiçeği hastalığıyla ilgili olarak, Ağustos ayında Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde bulunan virüsün yeni bir suşunun keşfini izleyen dönemde, Dünya Sağlık Örgütü halk sağlığı acil durumu ilan etmişti. Ayrıca; Kanada, Almanya, Hindistan, İsveç, Tayland, Birleşik Krallık gibi ülkelerde de bu hastalık bildirimleri yaşanmıştı.

Dünya Sağlık Örgütü’nün Ocak ve Eylül 2024 arasında 12,7 milyondan fazla vak’a bildirimiyle, Dang Humması da 2023’teki sayısının neredeyse iki katına ulaşmıştır.

Teknolojinin Sağlığı İyileştirmesi

Generative AI olarak adlandırılan üretken yapay zeka 2024 yılı içinde gündemdeki ayrıcalıklı yerini korumaya devam etmiştir. Dokümanda; Hasta Öncelikli Sağlık: Bakım Deneyimini Yeniden Şekillendirme, hasta odaklı jeneratif AI kullanım örnekleri sıralanmaktadır. Bunlara yönelik kabullenme engelleri ile bunları aşmak için odaklanılan eylemler konusunda dünya deneyimleri aktarılmaktadır.

Dünya Ekonomik Forumu 2024 Ocak ayında, yapay zekanın sağlık sistemlerinde artan stresi yönetmesi ve israfı azaltması konusundaki desteğinin araştırıldığı bir makale yayınlanmıştır (https://www.weforum.org/stories/2024/01/ai-in-healthcare-could-bridge-a-significant-capacity-gap/). Yapay Zeka ile Sağlık Hizmeti Kapasitesinin Artırılması (Boasting Healthcare Capasity with AI) adlı bu makalede; düşük ve orta gelirli ülkeler başta olmak üzere, bazı örneklerde güvenilmez sonuçlar ve yanlış uygulamalar gibi zorlukların sürdüğü aktarılmaktadır.

Kadınlar Hayatlarının Yüzde 25’ini Sağlıksız Geçiriyor

McKinsey Sağlık Enstitüsü ile Dünya Ekonomik Forumu’nun 17 Ocak 2024 tarihinde birlikte hazırladığı bir Forum Raporu’nda ortaya konan çarpıcı bir istatistikten söz edilmektedir. Kadınlar erkeklerden daha uzun yaşamalarına rağmen, hayatlarının yüzde 25’ini sağlıksız bir durumunda geçirmektedir (https://www.mckinsey.com/mhi/media-center/new-report-highlights-one-trillion-potential-of-closing-womens-health-gap).

Aynı çalışmada, Kadınların Sağlık Açığını KapatmakYaşamları ve Ekonomileri İyileştirmek İçin 1 Trilyon Dolarlık Fırsat başlığıyla, sağlık eşitliğinin önündeki engelleri ve ileriye doğru hareket etmenin ve eylemi yönlendirmenin yolları da vurgulanmaktadır.

Bill ve Melinda Gates Vakfı’ndan Alaa Murabit ve Dünya Ekonomik Forumu’ndan Amira Ghouaibi ise küresel liderlerin kadın sağlığını nasıl savundukları hakkında bir yazı yazmışlar. 12 Kasım 2024 tarihli bu yazıda, ilerlemenin kadınların seslerinin sağlık tartışmalarının odağında olma zorunluluğunu  savunmaktadır (https://www.weforum.org/stories/2024/11/how-global-leaders-transforming-conversation-womens-health/).

Bireysel Ruh Sağlığının Küresel Ekonomiye Etkisi

Dünya Ekonomik Forumu dokümanında, işyerinde geçirilen zamanın fazlalığı göz önünde bulundurulduğunda, işlerin hem bireysel sağlığı hem de küresel ekonominin sağlığını önemli ölçüde etkilediği bir başlık olarak yer almaktadır.

Bir üst yönetici çalışanın ruh sağlığı ile kar marjı arasındaki ilişkiyi ve üst düzey yöneticilerin herkes için sonuçları iyileştirmedeki önemini bu dokümandaki bir video ile açıklanmaktadır (https://www.weforum.org/stories/2024/12/top-global-health-stories-2024/).

Antimikrobiyal Direnç Birleşmiş Milletler Gündeminde

Raporda, antimikrobiyal direncin, 2024 yılında da küresel çapta büyük bir tehdit olmaya devam ettiği açıklanmaktadır. Fleming’in antibiyotiği keşfinden ilaç direncinin yükselişine kadar olan sürecin; küresel sağlık, gıda güvenliği ve kalkınma üzerindeki etkilerine vurgu yapılmaktadır.

20-21 Eylül 2024’te New York’ta yapılan yıllık Birleşmiş Milletler üst düzey zirve gündeminde bu konu da yer almaktaydı. Toplantıda, antimikrobiyal direnç ilişkili ölümlerin 2030 yılına kadar yüzde 10 oranında azaltılması için 100 milyon dolarlık taahhütte bulunulmuştu. Ekim ayında ise Küresel Antibiyotik Ar-Ge Ortaklığı İcra Direktörü Manica Balasegaram, bu direnç ölümlerinin 2050 yılına kadar 169 milyon kişiye ulaşabileceği öngören yeni bir araştırma açıklamıştır.

Sürdürülebilir Sağlık Politikaları İçin Küresel Süreçlerin Yakın Takibi

Tüm bu alt başlıklar, küresel gündemde sağlığın önemini değişik boyutlarıyla ortaya koymaktadır. Sağlık politikası karar vericileri, kaynak sağlayıcıları, hizmet sunucuları ve endüstri bu başlıkları dikkate alarak gelecek planları yapmalıdır. Her biri ev ödevi niteliğindeki politika adımları, buna göre planlanmalı, uygulamaya geçirilmeli ve gerektikçe gelinen noktalar gözden geçirilmelidir. Daha üç ay önce yapılan son Birleşmiş Milletler üst düzey zirvesinde bile gündeme gelebilen bu konularda, günlük iş yoğunluğundan stratejik yönetime daha az zaman ayırabilen sağlık yöneticileri duyarlı olmalıdır. Çünkü sürdürülebilir sağlık politikaları bu tür küresel süreçler yakından izlenerek oluşturulabilir.

Mustafa Kemal Atatürk ve Sağlık Politikaları

Mustafa Kemal Atatürk ve Sağlık Politikaları

Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları, Sıhhiye ve Muavenet-i İçtimaiye Vekâleti adıyla Sağlık ve Sosyal Bakanlığı’nı, 3 Mayıs 1920 tarihinde kurmuştur. Kuruluş tarihi, Türkiye Cumhuriyeti ilanından üç buçuk yıl önce, cephede savaş sürerken ve Türkiye Büyük Millet Meclisi açılışının ikinci haftasında gerçekleşmiştir.

Kurtuluş Savaşı’mızın Öncü Lideri ve Başkomutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 86. ölüm yıl dönümünde, 3 Mayıs 1920 ile 10 Kasım 1938 arasında sağlık alanında yapılanları hatırlatmak istedim. Önümüzdeki hafta ise Atatürk Dönemi Sağlık Bakanları konusuna değineceğim. Bu bilgiler, Sağlık Bakanlığı’nın 100. Yılında Sağlık Bakanları kitabımdan alınmıştır (Sağlık Bakanlığı’nın 100. Yılında Sağlık Bakanları, Yalın Yayıncılık, ISBN 978-605-9579-75-9, İstanbul 2020, https://halukozsari.com/wp-content/uploads/2023/11/SAGLIK-BAKANLIGININ-100-YILINDA-SAGLIK-BAKANLARI.pdf) .

Öncelikle, 15 Aralık 1930 tarihli İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Büyük Önder’in bilgiye ve bilime olan saygısının kanıtı olan fotoğrafı paylaşmak istedim; Hukuk Fakültesi 1.sınıf Deniz Ticaret Hukuku dersinde, Prof. Ali Kemal Elbir’in dersini ayakta dinlerken…

Savaş Yıllarında Bakanlık Kurma

Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları, Sıhhiye ve Muavenet-i İçtimaiye Vekâleti adıyla Sağlık ve Sosyal Bakanlığı’nı, 3 Mayıs 1920 tarihinde kurmuştur. Kuruluş tarihi, Türkiye Cumhuriyeti ilanından üç buçuk yıl önce, cephede savaş sürerken ve Türkiye Büyük Millet Meclisi açılışının ikinci haftasında gerçekleşmiştir.

3 sayılı Büyük Millet Meclisi İcra Vekillerinin Suret-i İntihabına Dair Kanun’un ilk maddesi ile Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı’nın bulunduğu 11 Bakan’dan oluşan Bakanlar Kurulu kurulmuştur. İcra Vekilleri Heyeti Reisi (Başbakan) Mustafa Kemal Atatürk olurken, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilanından yaklaşık üç buçuk yıl önceki Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti’nde Dr. Adnan Bey (Adıvar) 3 Mayıs 1920’de seçilen ilk Sağlık Bakanı olmuştur. Cumhuriyet öncesi dönemde Tıp Doktoru olan; Adnan Adıvar, Refik Saydam, Rıza Nur Sağlık Bakanı olarak seçilmiştir. Savaş yıllarında Bakanların Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde seçimle göreve gelmesinin altını çizmek isterim.

11 Mayıs 1920 tarihi ilk Sağlık Bakanı’nın Ankara Vilayet Konağı odasında görevine başladığı tarih olmuştur. Bu tarih, yaşanan Kurtuluş Savaşı koşullarına rağmen, sağlık hizmetine verilen önem ve önceliği göstermesi açısından, dünyada örneği bulunmayan bir sağlık politikası ve sağlık yönetimi yapılanmasıdır.

Sağlık hizmetlerini İçişleri Bakanlığı kapsamından ilk kez bir bakanlık düzeyine taşıyan Atatürk ve arkadaşları; içeriğinden uygulamasına kadar yeni başlayan dönem için sağlam bir temel de atmışlardır. Bu temel, Cumhuriyet Dönemi ilk yıllarına damgasını vuran bir yaklaşımdır.

Sağlığı Koruma ve Geliştirme

“Sağlık ve sosyal yardım konularında izlediğimiz amaç şudur: Milletimizin sağlığının korunması ve kuvvetlendirilmesi, ölümün azaltılması, nüfusun artırılması, bulaşıcı ve salgın hastalıkların etkisiz hale getirilmesi, bu yolla millet bireylerinin dinç ve çalışmaya yetenekli bir halde sağlıklı vücutlar olarak yetiştirilmesi…” ifadesi Atatürk’ün yine Cumhuriyet İlanından önceye, 1922 yılına aittir. Bugünlerden 102 yıl öncesinde, sağlığı koruma ve geliştirme yaklaşımı, en az Bakanlık kurulması kadar yapılanmasının değerini de artırmaktadır.

29 Ekim 1923 öncesi; Adnan Adıvar ile başlayan, Refik Saydam ile devam eden ve Rıza Nur ile tamamlanan 3 ayrı Sağlık Bakanı görev yapmıştır. Cumhuriyetin kurulması ile başlayan dönemde ise, 1938 yılı 10 Kasım tarihine kadar; Refik Saydam, Rıza Nur, Mazhar Germen, Hulusi Alataş Sağlık Bakanı olarak görev yapmıştır.

Adnan Adıvar sonrası ikinci Sağlık Bakanı İbrahim Refik Saydam’dır. Refik Saydam (1881-1942); 3 Türkiye Büyük Millet Meclisi, 8 Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nden oluşan 12 ayrı Hükümet’in 8’inde, aralıklı olarak, toplam 15 yıl 2 ay 3 gün Bakanlık yapmıştır. Dolayısıyla, 102. yılına giren Cumhuriyet tarihimizin, en uzun süreli Sağlık Bakanı’dır.

19 Mayıs 1919’da 9. Kolordu Sağlık Müfettiş Muavini göreviyle Mustafa Kemal ile birlikte Samsun’a çıkan Refik Bey’e Saydam soyadı verilmesinde Atatürk’ün “…o içi dışı bir, tertemiz bir insan pırlantasıdır da ondan…” sözü kayıtlarda yer almaktadır.

Bazıları halen yürürlükte olan Refik Saydam Sağlık Bakanlığı Dönemi Sağlık Düzenlemeleri ve ilkeleri arasında;

  1. 1928, 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun,
  2. 1930, 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu,
  3. 1935, 2767 sayılı Sıtma ve Frengi İlaçları Hakkında Kanun,
  4. 1936, 3017 sayılı Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekâleti Teşkilât ve Memurin Kanunu (Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı Kuruluş ve Memurları Kanunu),
  5. 1936, 3039 sayılı Çeltik Ekimi Kanunu,
  6. Sağlık hizmetlerinin yönetiminin tek elden yürütülmesi,
  7. Koruyucu sağlık hizmetlerini merkezî, tedavi edici hizmetleri yerel yönetimler eliyle vermek,
  8. Numune hastaneleri ile doğum ve çocuk bakımevleri açmak,
  9. Tıp Fakültelerinde mecburi hizmet, yatılı tıp talebe yurtları kurmak,
  • Sıtma, verem, trahom, frengi, kuduz hastalığı mücadelesi için Bakanlık düzeyindeki kurumsal organizasyon sıralanabilir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin üçüncü Sağlık Bakanı olan Rıza Nur (1879-1942), 24 Aralık 1921 tarihinde göreve başlamıştır. Aynı zamanda Cumhuriyet öncesi dönemin son Sağlık Bakanı da olan Rıza Nur, Cumhuriyet İlanı sonrasında görevini 30 Ekim 1923’de kurulan 1.Türkiye Cumhuriyeti ilk Sağlık Bakanı Refik Saydam’a devretmiştir.

Rıza Nur Sağlık Bakanlığı Dönemi Sağlık Düzenlemeleri olarak; 1923 yılında çıkan 339 sayılı Sivil Etibbânın Hidmet-i Mecbûresi (Sivil doktorların mecburi hizmeti) Hakkında Kanun ile 346 sayılı Mekteb-i Tıbbıyye-i Askeriyye’den Neş’et Edecek Efendilere Yüz Ellişer Lira İtâsı Hakkında Kanun kayıtlarda yer alır.

22 Kasım 1924 ile 3 Mart 1925 tarihleri arasında Refik Saydam’dan Sağlık Bakanı görevini devir alan Mazhar Germen (22.11.1924 – 03.03.1925), yaklaşık iki buçuk ay görev yapmıştır. 1924 yılı, 520 sayılı Tarife Kanununun Dördüncü Maddesinin Sâni Ari Fıkrasının Ilgâsı ve Bazı İlaçlar ve Âlât-ı Tıbbiyenin Gümrük Resminden Muâfiyeti Hakkında Kanun ile 1925 yılı 531 sayılı İttibânın Hidmet-i Mecbûresi Kanununa Müzeyyel 13 Mart Sene 1340 Tarihli Kanun Ahkâmına Baytar, Eczacı ve Diş Tabiplerinin de Tâbi Olduklarına Dair Kanun Mazhar Germen’in Sağlık Bakanlığı Dönemi Sağlık Düzenlemeleri olarak hatırlanır.

Atatürk’ün ölümü öncesi son Sağlık Bakanı olan Dr. Ahmet Hulusi Alataş (1882-1964), ölümünden sonra da 6 ayrı Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nde görevini sürdürmüştür. Devam ettiği Bakanlığı döneminde tamamı 1940’lı yıllarda yapılan bu düzenlemeler arasında;

  1. 1940, 3958 sayılı Gözlükçülük Hakkında Kanun,
  2. 1940, 3959 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Merkez Hıfzıssıhha Müessesesinin Teşkiline Dair Kanun,
  3. 1944, 4549 sayılı Türk Kodeksine Uygun Olmayan Tıbbi Ecza ve Kimya Maddelerinin Memlekete İthalleri Hakkında Kanun,
  4. 1944, Refik SaydamMerkez Hıfzıssıhha Müessesesince Hazırlanan Aşı ve Serumlar Hakkında Kararname,
  5. 1944, Tababet ve İhtisas Vesikaları Hakkında Kararname,
  6. 1944, Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekâletince Evlenme Raporunun Yazılış Tarzı Hakkında Tamim,
  7. 1945, Umumi Hıfzıssıhha Kanununa Dair Tebliğ sayılabilir.

“Cumhuriyet; Düşünsel, Bilimsel, Bedensel Bakımlardan Güçlüce Yüksek Düzeyli Koruyucular İster.”

Atatürk’ün biraz önce aktardığım sözünü tekrar vurgulamak isterim; “Sağlık ve sosyal yardım konularında izlediğimiz amaç şudur: Milletimizin sağlığının korunması ve kuvvetlendirilmesi, ölümün azaltılması, nüfusun artırılması, bulaşıcı ve salgın hastalıkların etkisiz hale getirilmesi, bu yolla millet bireylerinin dinç ve çalışmaya yetenekli bir halde sağlıklı vücutlar olarak yetiştirilmesi…”

Bu sözün üzerinden sadece iki yıl geçtikten sonra, Atatürk 1924’de, “Zamanımıza kadar genel sağlığın uğradığı ihmalin derecesi, mücadele yoluna girildikçe daha kuvvetli kendisini göstermektedir” tespitiyle, günümüz sağlık yönetimin en önemli ölçütlerinden olan izleme değerlendirme kavramına bir asır önce vurgu yapmaktadır.

Cumhuriyet ile sağlık politikası ve sağlığı yönetimini bütünleştiren Büyük Önder’in çok önemli gördüğüm şu sözünü günümüz Türkçesiyle paylaşmadan bitirmek olmaz; “Türk vatandaşının sağlığı ve sağlamlığı, her zaman üzerinde durulacak ulusal sorunumuzdur; çünkü Cumhuriyet; düşünsel, bilimsel ve bedensel bakımlardan güçlüce yüksek düzeyli koruyucular ister.”

Ülkemizi düşman işgalinden kurtaran, Türkiye Cumhuriyetimizi kuran Öncü Lider Mustafa Kemal Atatürk’ü, bedenen aramızdan ayrılışının 86.yılında, bu başlıkları hatırlatarak sonsuz sevgi, saygı ve minnetle anıyorum.