Avrupa Birliği Sağlık Öncelikleri

Avrupa Birliği Sağlık Öncelikleri

Yıllardır çalışmalarını takip etmeye çalıştığım bir yapı var; Avrupa Sağlık Sistemleri ve Politikaları Gözlemevi (The European Observatory on Health Systems and Policies). Bu hafta ve gelecek hafta, Gözlemevi’nin en son yayınını özetleyerek değerlendirmelerimi paylaşacağım. Çalışma, “Kamuya Açık Bir Tartışma; Avrupa Birliği’nin Gelecekte Sağlık Öncelikleri Sonuçlar, İçgörüler ve Eylem Fikirleri (A Public Debate On The Future Health Priorities Of The European Union Outcomes, Insights And Ideas For Action)“ başlığını taşıyor (https://eurohealthobservatory.who.int/docs/librariesprovider3/studies—external/future-health-priorities-of-the-eu-).

Süreç

Avrupa Birliği gelecekteki sağlık öncelikleri konusunda bir tartışma ortamı oluşturmak için böyle bir çalışmaya ihtiyaç duymuş.

Çalışmanın amacı; sağlık alanında fırsatlar konusunda farkındalığı artırmak, temel sağlık konularını araştırmak, halkın duyarlılığını, ihtiyaçlarını ve eylemlerini ölçmek ve Avrupa Birliği’nin gelecekteki sağlık öncelikleri ve yetkisinin nasıl görünebileceği konusunda fikir almak olarak açıklanmış.

Süreç birçok farklı yöntemin bir arada kullanıldığı metodoloji ile yapılmış. Çalıştay, konferans oturumu, web seminer serisi ve çevrimiçi paydaş anketi bu farklı yöntemlere örnek verilebilir. Farklı katılımcı kitlelerinden, farklı girdiler ve veriler toplanmış. Gözlemevi web sitesinde özel bir sayfaya, haber bülteni aracılığıyla bu bilgiler yüklenmiş. Sosyal medya varlığıyla desteklenen medya stratejisi izlenmiş. Gözlemevi’ne ait Eurohealth adlı dergide süreci anlatan bir makale olarak yayınlanmış. Konferans etkinliklerinin de içinde olduğu çalıştay, forum türü etkinlikler düzenlenmiş. Ayrıca, Avrupa Halk Sağlığı İttifakı, EuroHealthNet gibi ​​halk sağlığı liderlerinin görüşüne başvurulmuş.

Tartışmayı yapılandırmak için dokuz temel konu ile çerçeve geliştirilmiş. Gelecekteki sağlık öncelikleri olarak bu dokuz başlığın her biri hakkında belgeler hazırlanmış ve tartışmaların öncesinde dağıtılmış. Duyarlılık ölçümü için de çok yöntemli bir yaklaşım kullanılmış. Fikirler, bakış açıları, beklentiler ve deneyimleri derlemek için karma bir metodolojik yaklaşımdan yararlanılmış;

  • İlki, katılımcıların tartışma çerçevesinde yer alan konular üzerinde grup tartışmaları yapabilmelerine fırsat sağlayan, özel ara oturumları olan üç katılımcı web semineri düzenlenmiş. Ara oturumlar kaydedilerek yazıya geçirilmiş, anonimleştirilmiş, temizlenmiş.
  • İkinci olarak; hazırlanan bilgilendirme belgelerine katılımcı bakış açılarının yansıması için çoktan seçmeli ve açık uçlu soruların karışımı bir çevrimiçi anket uygulanmış. Temel katılımcı demografik özelliklerini tanımlamak ve analiz etmek için sayısal yöntemler ve derinlemesine görüşmelerden birlikte yararlanılmış.

Değer Katan Başlıklar

Katılımcılar, Avrupa Birliği’nin eylemlerine değer katacağı düşünülen şu başlıklara odaklandırılmış;

  • Sağlığı koruyan mevcut yasal çerçevelerin ve Avrupa Birliği araçlarının uygulanmasını geliştirmek ve güçlendirmek,
  • Hem Komisyon içinde hem de Üye Devletler ve diğer aktörlerle çalışırken sinerjiyi teşvik etmek için politikalar arası işbirliği ve koordinasyonu teşvik etmek,
  • Farkındalığı artırmak ve iletişimi güçlendirmek,
  • Finansman ve yatırımı sağlamak,
  • Standardizasyonu teşvik etmenin yanı sıra ortak metodolojiler ve göstergeler geliştirmek,
  • Teknik çerçeveler ve rehberlik önermek,
  • Bilgi ve en iyi uygulamaları üreterek paylaştırmak,
  • Sağlıkta liderlik ve paydaş katılımı oluşturmak,
  • Yönetişimde liderlik rolü oynamak,
  • İzleme, değerlendirme ve geri bildirim sağlamak,
  • Yeniliği teşvik etmek, uygulamak ve desteklemek.

Avrupa Sağlık Sistemleri ve Politikaları Gözlemevi, gelecekteki sağlık önceliklerine yönelik dokuz temel konu başlığı olarak şunları belirlemiş;

  1. Sağlık güvenliğinin arttırılması,
  2. Sağlığın belirleyicilerinin tüm politikalarda sağlık açısından değerlendirilmesi,
  3. Sağlık sistemi dönüşümünün desteklenmesi,
  4. Sağlık çalışanları için işgücü ortamının geliştirilmesi,
  5. Genel sağlık sigortasına (evrensel sağlık güvencesine) ulaşılması,
  6. Dijital çözümlerin ve yapay zekanın uygulanması,
  7. Sağlık sistemlerinin performans ve dayanıklılığının artırılması,
  8. Nüfusun yaşlanması ve iklim değişikliği gibi uzun vadeli zorlukların ele alınması,
  9. Avrupa Birliği’nin küresel düzeyde liderliğinin güçlendirilmesi.

Dokuz başlığın detaylarını önümüzdeki hafta ayrı ayrı değerlendireceğiz. Özellikle sağlık sektörünün paydaşlarıyla birlikte geleceğin tartışılması konusunda örnek olabilmesi açısından, bu hafta yalnızca metodlojiye yönelik bazı tespitlerde bulunacağım.

Olası Kazanımlar

Socrates neredeyse 25 yüzyıl önce, “Kimseye bir şey öğretemem, sadece onların düşünmesini sağlayabilirim.” demiş. Gerçekten de, Avrupa Birliği’nin Gelecekte Sağlık Öncelikleri çalışmasının tasarım, hazırlık ve uygulama aşamalarına odaklanıldığında; yetkinlerin düşünmesinin farklı aşamalarda ne kadar tetiklendiği daha net görülmektedir. Her şeyden önce, çalışma başlığında da yer aldığı gibi, alanında bilgi ve deneyimli yetkin kişilerle “Kamuya Açık Bir Tartışma” hedeflenmiştir. Zira, geleceğe yönelik öngörüleri, masa başında ve sadece birkaç karar verici ile birlikte belirlemek; öngörülerin en azından eksikliğine neden olabilir. İlgili paydaşlarla birlikte tasarlanmayan gelecek, katılanlar dışındakilerin fikirlerinin alınmamasına yol açabilir.

Yalnızca, paydaşların fikrinin alınması değil, Gözlemevi web sitesinde bu bilgilerin paylaşılması ile sosyal medyadan yararlanılması da çok değerlidir. Bunlara ek olarak, konuyla ilgili makale oluşturulması, forum, çalıştay, web semineri benzeri etkinliklerle, katılımcılığın artırılması da hedeflenmiştir. Yönetici oldukları için ve aynı zamanda kamusal bir görev yaptıkları için, yapılan işlerde, hem katılımcılığın sağlanması hem de şeffaf olunması beklenir.

Şeffaflık, hata yapma olasılığını en aza indireceği gibi, alınan geri bildirimlerle tekrar değerlendirme fırsatı da verir. Bu fırsat, aynı zamanda toplumsal bir sorumluluktur. Bu sorumluluğu yerine getirmeyen her düzeyde ve her konumdaki sağlık yöneticileri, bir süre sonra “ben yaptım, oldu” demeye başlayabilirler. Hatta bu başlangıç, etrafta “ne kadar doğru söylediniz efendim” korosu varsa, yönetim tarzı haline bile gelebilir. O yüzden, her şeyi bilen değil soran ve sorgulayan yönetici kavramı son dönemde özellikle sağlık alanında daha da fazla vurgulanmaktadır. 

Sürecin tüm aşamalarında, bilgilendirmelerle ilerlendiği görülmektedir. Konular ve tartışılanlar hakkında belgeler düzenlenmesi ve tartışmalara temel oluşturmak üzere bunların önceden dağıtılması; katılımcıların bilgi düzeylerini eşitlemeyi hedeflemek kadar, ortak aklın birlikte oluşturulmasına da katkıda bulunmuş olabilir.

Sonunda çoktan seçmeli ve açık uçlu anketlerin uygulanması, oluşan görüşlerin öncelik sıralamasını ortaya çıkarabilecektir. Anketlerle saptanan bu eğilimler, ortaya çıkan başlıkların nasıl bir önem sırasıyla ele alınması gerektiği konusunda da yönlendirici olmuştur.

Tam bu noktada, yöneticilere rehber olabilecek Eisenhower Matrisi hakkında bilgi paylaşmak isterim. Bu matris, işlerin önem ve önceliklerine göre sıralanmasını önermektedir. Dört durum için dört öneri içerir;  

  1. Önemli ve acil işini, daha öncelikli olarak planla,
  2. Önemli olmayan acil de olmayan işini, ertele,
  3. Önemli fakat acil olmayan işine, bir zaman belirle,
  4. Önemli olmayan fakat acil iş ise, (mümkünse) yapacak başka birini bul veya önemli işlerine ara verdiğinde yap,

Olmazsa Olmaz

Konumuzu oluşturan yayının içeriği ve önerdiği dokuz gelecek başlığı kadar, süreç metodolojisini de önemli bulduğum için bu hafta öncelikle onu paylaşmak istedim. Özetlediğim üzere, çalışmada; çalıştay, konferans oturumu, web seminer serisi ve çevrimiçi paydaş anketi gibi birçok yöntem birlikte kullanılmış. Her aşamasında katılımcıları bilgilendiren yollar izlenmiş. Bu kapsamda, web sitesine haber bülteni yüklenmiş, sosyal medya desteğiyle çalışılmış, makale yazılmış, ​​halk sağlığı liderlerinin görüşü alınmış, yapılandırmaya temel oluşturmak için de dokuz temel başlık geliştirilmiş.

Avrupa Sağlık Sistemleri ve Politikaları Gözlemevi; Avrupa’da sağlık sistemlerinin geliştirilmesi konusunda uzmanlaşmış, Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölge Ofisi’nin ev sahipliğinde, hükümetler arası ortaklık yoluyla kurulmuş bir halk sağlığı yapısıdır. Sağlık yöneticilerinin, hangi konumda ve nereyi yönetiyorlarsa yönetsinler, benzeri uluslararası bilgi ve deneyim aktarımından yararlanmak için, bu çalışmanın içeriği kadar metodolojisinden de çıkarabileceği ev ödevleri olabilir. Sanki bir format gibi, bu metodolojik sürecin tamamı veya bir bölümünden yararlanabilirler. Son yıllarda sağlık yönetiminde değişen anlayışlar arasında, artık her şeyi bilen değil, soran ve sorgulayan yönetici kavramı giderek daha fazla yer almaktadır. Sağlık gibi çok paydaşlı bir alanda görev yapan yöneticilerin, soran ve sorgulayan olmaları, ortak aklı zorlamaları, özellikle de gelecek için çalışıyorlarsa, olmazsa olmazdır. Olmazsa olmazın önünde durmaksa çok zordur…

Hasta Güvenliği, Sigortacılık ve Üretken Yapay Zeka

Hasta Güvenliği, Sigortacılık ve Üretken Yapay Zeka

Geçtiğimiz hafta, Dünya Sağlık Örgütü Küresel Hasta Güvenliği Raporu 2024’den söz etmiş ve  Küresel Hasta Güvenliği Eylem Planı 2021–2030 adlı raporun özetini aktarmıştım (https://iris.who.int/handle/10665/376928). Risk değerlendirme işlevi açısından sigortacılık stratejisi ile ilişkili yorumlarda bulunmuştum.  Bu bağlamda, hasta güvenliğine uyulmamasından oluşan zararın yarısına yakın kısmının önlenebilir olduğu öngörülerini de paylaşmıştım.

2024 yılında yapılan bir başka toplantıda, hasta güvenliğinin şartları açıklandı (https://pss2023.ch/wp-content/uploads/2023/12/Official-Report-of-the-5th-Global-Ministerial-Summit-on-Patient-Safety.pdf). 17-18 Nisan 2024 tarihinde, Şili’nin Başkenti Santiago de Chile’de toplanan Dünya Sağlık Örgütü Hasta Güvenliği Altıncı Küresel Bakanlar Zirvesi’ndeki, 10 hasta güvenliği şartı olarak şunlar sıralandı;

  1. Zamanında etkili ve uygun bakım,
  2. Güvenli sağlık hizmet süreçleri ve uygulamaları,
  3. Nitelikli ve yetkin sağlık çalışanları,
  4. Güvenli tıbbi ürünler ve akılcı kullanımı,
  5. Güvenli sağlık tesisleri,
  6. Onur saygı ayrımcılık yapmama mahremiyet ve gizlilik,
  7. Bilgi ve eğitim destekli karar alma,
  8. Tıbbi kayıtlara erişim,
  9. Adil çözüm sağlanması,
  10. Hasta ve aile katılımı.

Bu şartlar, hasta güvenliğine yönelik riskleri azaltma ve zararları önleme amacına yönelik başlıklardır. Dünya Sağlık Örgütü Entegre Sağlık Hizmetleri Direktörü Dr. Rudi Eggers, “hasta güvenliğini sağlamanın küresel bir öncelik ve Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerine ulaşmak için gereken kritik bir bileşen olduğu” görüşünün altını çizmektedir.  

Dünya Sağlık Örgütü Hasta Güvenliği Öncü Birim Başkanı Dr Neelam Dhingra da, “Herkes, her yerde, hasta olarak güvenlik hakkına sahiptir” ifadesiyle hasta güvenliğini ” daha güvenli, daha adil bir dünyaya ulaşma yolunda ileriye doğru atılmış somut bir adım” olarak nitelemektedir.

“Daha Az Zarar, Daha İyi Bakım-Çözümden Uygulamaya”

Hasta güvenliği, aslında küresel bir halk sağlığı sorunu olarak kabul edilmektedir. Bu yüzden de sağlık sistemlerinin dönüştürülmesinde önemli bir adım olarak kabul edilmektedir. Onun için Montrö’de düzenlenen bir önceki Bakanlar Zirvesi (2023 yılı) sloganı “Daha Az Zarar, Daha İyi Bakım-Çözümden Uygulamaya” şeklinde belirlenmiştir. Böylelikle tek tek ülkelerin hasta güvenliği uygulamasında eksiklerini tamamlama fırsatı için tartışma ortamı oluşturulmuştur.

Milattan Önce beşinci yüzyılda, öğretmen, gezgin tıp doktoru ve birçok tezin sahibi olarak kabul edilen Hipokrat’ın tezlerinden biri de “önce zarar verme” idi. İki bin beş yüz sonra bile sadık kalınan bu tez, tedavinin her aşamasında sağlık çalışanlarının duyarlılık göstermesi gereken bir davranış biçimi olmuştur.   

Hastaya zarar verildiğinde oluşan maliyetler, sadece ekonomik açıdan değerlendirilmemelidir. Hastanın yaşam kalitesinde ortaya çıkabilecek olumsuz değişiklikler, geleceğinde geri dönülmez sonuçlar doğurabilir. Bu yüzden, “Daha Az Zarar, Daha İyi Bakım-Çözümden Uygulamaya” sloganıyla hedeflenen yaklaşım, ülkeler arasında iyi uygulama örnekleri ile bunların aktarılmasını da yol açabilir.

Ana Fikir, Kendi Sağlığını Yönetmek

Hasta güvenliğinde; sağlık çalışanlarından sağlık yöneticilerine ve sağlık politikası yapıcılarına kadar herkes için, sistemin tasarımında olası riskleri azaltmayı merkezine alan bir yaklaşımdan söz edilmektedir. Bu konuda oluşabilecek ortak dil, ilgili paydaşlarla sistem arasında işbirliğini de arttıracaktır.

Ana fikir; sağlık sisteminde hasta güvenliğini öncelikli hale getiren bir kültür oluşturularak hastanın kendi sağlığını yönetmeye teşvik edilmesidir.

Sigortacılık Rol Model Olabilir mi?

Hasta güvenliği bağlamında, sadece hastanın değil aslında hasta olmadan kişinin sağlığını yönetmede, sağlık sigortacılığı bir rol model olabilir mi? Hastalanmadan önceki döneme odaklanan sağlık sigortası yaklaşımıyla geliştirilebilecek modeller, kamu ve özel sigortacılıkta yakın dönem stratejilerine damga vurabilir.  

Nisan 2024, Dünya Sağlık Örgütü Hasta Güvenliği Altıncı Küresel Bakanlar Zirvesi’ndeki 10 hasta güvenliği şartının her biri başlı başına sağlık sigortacılığı stratejisi olabilir. Çünkü, sadece hastalıkları sigortalayan bir bakış; riskleri ne kadar hesaba katarsa katsın, sonuç olarak hastalandıkça kullanılan bir güvence olarak kalacaktır. Aktüeryal denge duyarlılığının artışı, yıldan yıla artan primleri çok değiştiremeyecektir. Oysa ki, tedavi etmekten önce, kişinin sağlığını koruma ve geliştirmeyi hedefleyen bir paradigma değişikliği, sağlık sigortacılığına yansıtılabilir.

Hasta güvenliği şart olarak açıklanan 10 madde, bu paradigma değişikliğinin temellerinin sağlam atılmasına yol açabilir. Bu 10 maddeden sadece üçü bile düşünüldüğünde, sağlık sigortacılığında yenilikçi değişimleri başlatabilir. 

Örneklemek gerekirse, bunlar; zamanında etkili ve uygun bakım, adil çözüm sağlanması, hasta ve aile katılımı olarak sıralanabilir. Hasta olmadan önce kişinin, hasta olduktan sonra ise hastanın kendi sağlığını yönetme sorumluluğunu tetikleyebilecek bu başlıklar, sağlık sektörünün  paradigma değişikliğinin alt başlıklarını oluşturabilir.    

Geleceğe yönelik bu bakış, kamu sağlık sigortacılığı açısından bakıldığında da, özel sağlık sigortacılığı açısından bakıldığında da birbirine benzer değerlendirilmelidir. Hatta, aralarında rol dağılımı yapılması, riski paylaşma avantajı bile sağlayabilir.

Sigortacılık, hasta güvenliği için kişilerin kendi sağlığını yönetme duyarlılığını ve endüstri çapında standartlar oluşturulmasını tetikleyebilir. Model oluşumunda, birlikte tasarım ve yenilikçiliğin gücü daha da artabilir. Kronik hastalıklardan öncelikli bulunan biri veya birkaçının yönetimi gibi, risk oluşturabilecek zarar kaynağıyla, birlikte mücadele edilebilir.

Üretken Yapay Zeka

Bu süreçte, bilgi teknolojileri ve yapay zekanın sağlık hizmetlerine entegrasyonu ile hasta güvenliğinde ortaya çıkan zorluklar ve fırsatlar daha kolay yönetilebilir. Son yıllarda, 2 trilyon veri noktasının işlenebildiği öngörülen GPT4 ile hastalık yönetiminin değiştiği düşünüldüğünde, hasta yolcuğunda sağlıklı yaşamın takibi daha da kolaylaşacaktır.

Yenilikçi tanı ve tedavi ürünleri geliştirmede, Üretken Yapay Zeka’nın (Generative AI) yaklaşık 5 kat daha hızlı olduğuna ilişkin görüşler bulunmaktadır. Dolayısıyla, sağlıklı yaşam takibinin kolaylaşmasının fazla zaman almayacağını öngörmek çok zor olmayacaktır. Ses, metin, video, görüntü gibi farklı içerik türlerini üreterek ve algoritmalar kullanarak, öğrendiği bilgiler ile geniş ölçekli verilerden yararlanıp yeni içerik oluşturabilen bir yapay zeka teknolojisi olan Generative AI, kişinin sağlığını yönetmesini fazlasıyla kolaylaştırabilir.  Bu bağlamda, üretken yapay zeka yoluyla hasta güvenliği göstergeleri, sağlık hizmet süreçlerinde daha da yaygın kullanılabilecektir. Bir yandan bütünleşik bakışla bir yandan da kişiselleştirilmiş bir anlayışla bu göstergeler takip edilebilir. Geleceğin sağlık hizmetlerini bu boyutlarıyla görebilen kamu ve özel sağlık sigortası sektörü, hastalanmadan önceki sağlığını yöneten bireylerle daha güçlü, daha yenilikçi ve daha sürdürülebilir olabilecektir. Bu yolda yapabilecekleri işbirlikleri ve rol paylaşımıyla, sağlık sisteminde tutarlı, kalıcı ve sürdürülebilir değişimlere birlikte imza atabilirler.

Hasta Güvenliği ve Sigortacılık

Hasta Güvenliği ve Sigortacılık

Hasta güvenliği, sağlık sistemlerinde güvenliği artırma ve hastalara zarar verme riskini en aza indirmeyi gözeten süreçleri içerir. Dünya Sağlık Örgütü ilk Küresel Hasta Güvenliği Raporu 2024 (Global Patient Safety Report 2024) yayınlandı.

Rapor, Küresel Hasta Güvenliği Eylem Planı 2021–2030 adı altında hasta güvenliği üzerine detaylı bilgiler içeriyor (https://iris.who.int/handle/10665/376928). Hasta bakımının güvenli olmadığında olabileceklerle bazı ülkelerin hasta güvenliği stratejileri ve uygulamalarından özetler sunuyor.

Risk değerlendirmeye yönelik stratejik bir hedefin de yer aldığı rapor, sigortacılık açısından yeni açılımlar getirebilir. Hasta güvenliği farkındalığını artırarak iyi uygulama örnekleri paylaşmak bu açılımlarda tetikleyici unsur olabilir.

Rapor’da hasta güvenliğine uyulmamasının düşük ve orta gelirli ülkelerde yaşanan tahminen 134 milyon olumsuz olay ve her yıl 2,6 milyon kişinin ölümüne neden olabileceği belirtiliyor. Oluşan hasta zararının yüzde 12’sinin de kalıcı sakatlığa veya ölüme neden olduğu ifade ediliyor. Hatta, hasta güvenliğinden kaynaklanan zararın yaklaşık yarısının önlenebilir olduğu öngörülüyor.

“Önce Zarar Verme”

“Önce zarar verme (primum non nocere)” sözünün Hipokrat tarafından söylendiği kabul edilir. Hem fiziksel hem de zihinsel sağlığı kapsayan sağlığın tüm boyutlarında, sektörlerde ve sağlık sistemlerinde hasta güvenliğini artırma zorunluluğu ‘önce zarar verme’ temel ilkesinin altı çizilerek anlatılır. Hasta tedavisinin her aşamasında bu ilke göz önüne alınır. 

Genel olarak, hastaya zarar verildiğinde, doğrudan maliyetler önemli ölçüde etkilenir, hatta belki de daha az bile tahmin edilebilir. Üretim kaybına dayanan dolaylı maliyetler ise zaten doğrudan maliyetleri her zaman için aşabilme potansiyeline sahiptir.

Sağlık ekonomisinde beşeri sermaye bakışını savunanlar; hastaların zarar görmesinden kaynaklanan verimlilik kaybı, gelir azalması, erken yaşta işten ayrılma gibi sonuçları öne çıkarırlar. Bu da dezavantajlı gruplar kavramını gündeme getirir.

Dünya Hasta Güvenliği İttifakı

2000’lere gelindiğinde, sektörde hasta güvenliğine ilişkin ilk çalışmalar paylaşılmaya başlanmıştı. Amerika Birleşik Devletleri Tıp Enstitüsü (Institute of Medicine) ve Birleşik Krallık Ulusal Sağlık Hizmetleri (National Health Service) bu çalışmaların temelini oluşturdu. En önemli anlayış değişikliği, bireysel hatalardan sistemlerin zayıf noktalarına yönelme olarak kendini gösterdi.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Hasta Güvenliği Özel Temsilcisi olan Direktör Sir Liam Donaldson, raporda Birleşik Krallık tarafından yönetilen ve finanse edilen bir girişim olarak DSÖ ile ortaklık kuran bir grup uzman ve liderin Dünya Hasta Güvenliği İttifakını kurduğunu anlatıyor. Dünya Hasta Güvenliği İttifakı çalışmalarının 2000’li yılların sonlarında DSÖ yönetim yapısına dahil edildiğini belirtiyor. 21. Yüzyılda ise hasta güvenliğine damga vuran bazı ilerlemeleri sıralıyor;

  1. Güvenli olmayan bakımdan kaynaklanan önlenebilir zararın ölçeğinin, küresel hastalık yükü açısından üst sıralarda yer aldığına dair daha fazla farkındalık,
  2. Politika yapıcıların, sağlık liderlerinin ve meslek kuruluşlarının, hasta güvenliğinin sağlık sistemlerinin ve sağlık hizmetinin sunulduğu her yerin önceliği olması gerektiğine dair düzenli ve yaygın taahhütleri,
  3. Sistem düşüncesinin ve insan faktörleri perspektifinin önemi de dahil olmak üzere bakımın neden ve nasıl güvensiz hale geldiğine dair net bir anlayış,
  4. Birçok yerde hasta güvenliği olay raporlama ve öğrenme sistemlerinin kurulması,
  5. Güvenli sağlık bakımının planlanması, tasarlanması ve sunulması için hasta ve aile katılımının esas olduğunun kabul edilmesi,
  6. Hasta güvenliğine ilişkin araştırma çalışmalarının büyümesi ve daha fazla finansman sağlanması.

Küresel Hasta Güvenliği Eylem Planı 2021-2030 için, 2021 Dünya Sağlık Asamblesi’nin onay verdiğini vurgulayan Sir Liam Donaldson, dönüştürücü potansiyele sahip yedi temel hedefin ortaya konulduğundan söz ediyor.

Hasta Güvenliği Stratejileri

Raporda hasta güvenliğini artırmaya yönelik stratejiler başlığı altında yedi ayrı stratejik hedef sıralanmaktadır.

Bunlar;

  1. Sağlık hizmetlerinde önlenebilir zararları ortadan kaldırmaya yönelik politikalar,
  2. Yüksek güvenilirliğe sahip sistemler,
  3. Klinik süreçlerin güvenliği,
  4. Hasta ve aile katılımı,
  5. Sağlık çalışanlarının eğitimi, becerileri ve güvenliği,
  6. Bilgi, araştırma ve risk yönetimi,
  7. Sinerji, ortaklıklar ve dayanışma

başlıkları altında toplanmıştır.

Rapordan alınan yedi hedef ve her biri için yapılan tespitler şu şekilde özetlenebilir;   

Stratejik hedeflerin ilkinde sağlık hizmetlerinde önlenebilir zararları ortadan kaldırmaya yönelik politikalar başlığı altında;

  • Hasta güvenliğinin ulusal bir sağlık önceliği olarak kabul edilmesi (ülkelerin yalnızca üçte biri hasta güvenliğini ulusal stratejilerine tam olarak dahil etmiş),
  • Hasta güvenliğine yönelik politikaların başlangıç ​​aşamasında olması (ülkelerin küçük bir kısmı, uygulama için yeterli mali ve insan kaynağına sahip),
  • Sağlık tesislerinin zorunlu lisanslanması gibi düzenleyici mekanizmaların kullanılması, tıbbi ürünlerin kullanımı düzenlemeleri ve sağlık tesislerinde güvenlik standartları uygulanması,

İkinci stratejik hedef olarak, yüksek güvenilirliğe sahip sistemler kapsamında;

  • Ülkelerin yaklaşık yarısının ulusal hasta güvenliği görevlileri belirleyerek ulusal koordinasyon organları kurması,
  • Ülkelerin dörtte birinde risk yönetimi stratejileri uygulanması ve düzenli deneme tatbikatları yapılması,
  • Ülkelerin, yarısında sağlık hizmetleri altyapısı fiziksel güvenlik normları uygulanması,

Klinik süreçlerin güvenliği başlıklı üçüncü stratejik hedefe yönelik;

  • Ülkelerin yaklaşık yüzde 41’inde, çoğunlukla enfeksiyonlara ve ilaç hatalarına öncelik verilen farklı zarar kaynakları için iyileştirme programları başlatılması,
  • Ülkelerin üçte ikisinin “Zararsız İlaç” uygulaması yaptığı, bu kapsamda ülkelerin dörtte birinde yüksek riskli durumlar, bakım geçişleri ve polifarmasinin (çoklu ilaç kullanımı) öncelikli alanını aktif olarak ele aldığı, tüm ülkelerde işlevsel farmakovijilans (ilaçla ilgili sorunların tespit, değerlendirilme, anlaşılma ve önlenmesine yönelik yürütülen faaliyetler) ve bilimsel çalışmalar programları bulunduğu, yaklaşık yüzde 80’inin kan güvenliği programları uyguladığı,
  • Birinci basamak ve ayaktan tedavide, ülkelerin yüzde 17’sinde hasta güvenliği uygulamaları yapıldığı,

Hasta ve aile katılımı için dördüncü stratejik hedef içeriğine ilişkin;

  • Ülkelerin yüzde 13’ünde hastane yönetim kurullarında bir hasta temsilcisi olduğu, yaklaşık yüzde 70’inde ulusal düzeyde geliştirmiş hasta hakları sözleşmeleri bulunduğu,
  • Ülkelerin yüzde 80’inde kullanıcılardan güvenlik ve hizmet kalitesine ilişkin geri bildirim alındığı, yaklaşık yüzde 20’sinde de aynı zamanda hasta tarafından bildirilen bakım sonuçlarının ölçüldüğü,
  • Ülkelerin yaklaşık yüzde 80’inde hastaların ve ailelerinin tıbbi kayıtlarına erişmelerine yönelik prosedürlerin mevcut olduğu, dörtte birinde olumsuz olayların hastalara ve ailelerine açıklanmasına yönelik prosedürler oluşturulduğu,

Sağlık çalışanlarının eğitimi, becerileri ve güvenliği için belirlenen beşinci stratejik hedef için;

  • Ülkelerin beşte birinin hasta güvenliğini lisans ve lisansüstü eğitimlerine aldığı, dörtte birinin hasta güvenliği konusunda uzmanlaşmış hizmet içi eğitim kursları sağladığı, yüzde 14’ünün yeterli eğitim kapasitesi bildirdiği,
  • Ülkelerin dörtte birinin tüm sağlık çalışanı kategorileri için hasta güvenliği yeterlilikleri oluşturduğu, ülkelerin yüzde 14’ünde hasta güvenliğine ilişkin temel yeterlilikler, ruhsatlandırma ve yeniden lisanslama gereklilikleri olduğu,
  • Ülkelerin yüzde 70’inin, sağlık çalışanları iş sağlığı ve güvenliğine yönelik ulusal bir program oluşturduğu, yüzde 55’inin sağlık çalışanlarının aşıyla önlenebilir hastalıklara karşı kapsam altında olduğu,

Altıncı stratejik hedef olarak bilgi, araştırma ve risk yönetimi alanında;

  • Hasta güvenliği olay raporlama ve öğrenme sistemlerinin ülkelerin yüzde 70’inde uygulamaya konduğu, üçte birinde sağlık tesislerinin aktif raporlama yaptığı,
  • Ülkelerin dörtte üçünün hasta güvenliği göstergeleri belirlediği, üçte birinin elektronik sağlık kaydının hizmet süreçleriyle tam entegrasyonunu bildirdiği,
  • Ülkelerin yüzde 11’inin hasta güvenliği araştırmalarını öncelik olarak gördüğü,

Yedinci ve son stratejik hedef olarak sinerji, ortaklıklar ve dayanışma başlığında da;

  • Ülkelerin yaklaşık üçte birinin kilit paydaşları belirlemiş olsa da, yüzde 17’sinin bu paydaşların tam katılımını sağlayacak etkili koordinasyon mekanizmaları koyduğu,
  • Mesleki dernekler ve akademik kurumların çoğu ülkede hasta güvenliği çabalarına geniş ölçüde dahil olduğu, ülkelerin yüzde 65’inin özel sektörü ve sanayiyi kilit paydaşlar olarak kabul ettiği, yüzde 12’sinin ulusal hasta güvenliği girişimlerine aktif olarak dahil ettiği,
  • Ülkelerin yüzde 20’sinin program koordinasyonunu ve iyi uygulama örneklerinin paylaşımını kolaylaştıran hasta güvenliği ağları kurduğunu,

belirtilmektedir.

Sağlık Sigortacılığında Olası Ev Ödevleri

Geçtiğimiz hafta, sağlık yöneticilerine, yurtiçi gerekse yurtdışı kurumların rapor ve çalışmalarından yararlanmayı ve bunlara yönelik bir iş listesi oluşturmayı önermiştim. Hatta, hiç olmazsa yönetici özetlerini okumalarını da eklemiştim.

Sağlık yöneticiliği düzeyinden bağımsız olarak, bu raporlardan olası ev ödevleri çıkarılmalıdır.

Burada, iki temel soru ortaya çıkıyor:

  • Sağlık hizmetlerinde önlenebilir zararları ortadan kaldırabilir miyiz?
  • Eğer öyleyse, bunu nasıl başaracağız?

Öncelikle zarar riskini azaltacak ve zarar meydana gelirse bunun etkisini azaltacak sistemleri, protokolleri ve prosedürleri uygulamaya koymamız gerekiyor. Sigortacılık yaklaşımıyla, ev ödevleri çeşitlenebilir, başarı ölçütleriyle zenginleştirilebilir.

Bu, on yılda hasta güvenliğinde artan iyileşmeleri gösteren önemli bir ilk adımdır. Bu rapordan ortaya çıkan temel mesajların, ülkeler ve paydaşlara eylemleri önceliklendirmeleri ve sağlık hizmetlerinin güvenliğinde dönüştürücü değişikliklere giden yolu açmaları konusunda büyük bir ivme sağlayacağına gerçekten inanıyorum.

DSÖ Küresel Hasta Güvenliği Raporu 2024 temel alınarak, her kurum için iş başlıkları oluşturulabilir, hedefler belirlenebilir. Özellikle stratejik hedeflerin son iki maddesindeki tespitlerden yola çıkılarak, sigorta sektörüne yönelik çok sayıda iş sıralanabilir. Bunların risk değerlendirme ve birinci basamak sağlık hizmetlerine yönelik başlıkları sigortacılık için özel önem taşıyabilir.

Kilit paydaşlar ve bunların aktif katılımını sağlayacak etkili koordinasyon mekanizmaları kurulabilir. Bu bağlamda, Sağlık Bakanlığı, Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürlüğü, Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu ile birlikte çalışabilirlik modelleri kurulabilir, rol paylaşımı düşünülebilir. Bu çalışmalarda, ilgili dernekler ve akademik kurumların katkıları mutlaka istenmelidir. Dünyadan iyi uygulama örnekleri alınarak gerekirse pilot uygulamalarla yaygınlaştırılabilir.

Hasta güvenliği göstergeleri belirlenerek dijitalleşme yoluyla sağlık hizmet süreçlerine entegrasyonu için raporlamalar zorlanabilir. Başta veri paylaşımı olmak üzere, ulusal ve uluslararası işbirliği teşvik edilebilir. Hasta güvenliği ve geri bildirimi tetikleyecek araştırmalar öncelikli ev ödevi olarak listelenebilir. Başta Sağlık Bakanlığı olmak üzere tüm ilgili taraflar için ev ödevlerine arasına, rapor stratejik hedeflerindeki başlıkları koyarak işe başlayabilirler. Bu başlıklar, ülkemiz koşullarına uyarlanabilir, ülkemize özgü kıyaslama ölçütleri geliştirilebilir, hangi kurumların neyi ne zaman ve nasıl yapacağı ortak akılla eylem planına dönüştürülebilir. Kamu ve özel sağlık sigortacılığının ayrı ayrı ve birlikte yapabilecekleri ev ödevleri, Kalkınma Planı formatıyla özetlenebilir, zaman takvimine uyarlanabilir.         Hasta güvenliği konusunda atılacak bu adımlardan, sağlık sistemimizin de çok olumlu etkileneceği yaşandıkça daha fazla görülecektir.

Küresel Gündem, 2025-2028

Küresel Gündem, 2025-2028

Dünya Sağlık Örgütü’nün en üst karar alma organı olan Dünya Sağlık Asamblesi, bu yıl Mayıs ayı son haftasında, 194 ülke katılımıyla, 77. kez toplandı. “2025-2028 İçin Küresel Gündem: Sağlığın Geliştirilmesi, Sağlanması ve Korunması” bu yılki temaydı. 2025’ten 2028’e uzanan gelecek dört yıl için, sağlıkla ilgili Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri değerlendirildi.

Bu değerlendirme kapsamında, sağlık ve bakım sistemlerinin geleceğe hazır hale getirilmesine yönelik bir dizi karar alındı. Sağlık hizmetlerinin kapsamı ile erişiminde eşitliğin artırılması ve sistemlerinin dayanıklılığına odaklanma vurgulandı. Sektörler arası çalışmanın önemi ile ülke, bölge ve küresel düzeyde yapılabilecek kolektif eylemler sıralandı.

Paylaşılan “Ondördüncü Genel Çalışma Programı, 2025-2028 (The Fourteenth General Programme of Work, 2025-2028)” adlı doküman (https://www.who.int/about/general-programme-of-work/fourteenth), üye ülkeler için sağlık politikasına referans doküman olarak değerlendirilebilir. Kamu, özel ve akademik yapılarla ilgili sivil toplum kuruşları bundan yararlanabilir. Hatta, kurumlar gelecek dört yıllarına yönelik hazırlıklarında en güncel yol haritası olarak kullanabilir. Politika önceliklerini belirlemede yararlanabilir. Bu amaçla, altı başlıktan oluşan Dünya Sağlık Örgütü stratejik hedefler ve ortak çıktılarının ana başlıklarını paylaşmak istedim.

“Yıllara Sari Yatırım”

Aslında her biri başlı başına birer sağlık politikası adımı olarak değerlendirilebilecek bu altı stratejik hedef başlığı, ülke deneyimlerinin paylaşılması açısından da iyi bir birikim oluşturacaktır.

Dünya Sağlık Örgütü, altı stratejik hedefe yönelik somut eylemler önermektedir;  

  1. 21. yüzyılda giderek artan bir sağlık tehdidi olan iklim değişikliğine yanıt verin,
  2. Sektörler genelindeki temel politikalarda sağlığın belirleyicilerini ve sağlık bozukluklarının temel nedenlerini ele alın,
  3. Evrensel Sağlık Güvencesi (bilinen adıyla Genel Sağlık Sigortası) için birinci basamak sağlık hizmetleri yaklaşımı ve temel sağlık sistemi kapasitelerini geliştirin,
  4. Eşitsizlik ve toplumsal cinsiyet eşitsizliklerini gidermek için sağlık hizmetlerinin kapsamını ve finansal korumayı iyileştirin,
  5. Tüm tehlikelerden sağlığa yönelik riskleri önleyin, azaltın ve bunlara hazırlıklı olun,
  6. Sağlıkla ilgili tüm acil durumları hızlı şekilde tespit edin ve etkili müdahale sürdürün.

Kolaylıkla anlaşılacağı gibi, bu stratejik hedefler, başlandığı yıldan itibaren izleyen yıllara kadar yayılabilecek başlıklardır. Belki de bir kısmı dört yılda bitmeyebilecektir. Sanki, Türkiye’deki Yıllık Yatırım Programlarında karşılaşılan “yıllara sari yatırım” kavramı gibi…

Sağlığın geliştirilmesi, sağlanması ve korunması

Altı stratejik hedef, her düzey ve her ülke koşulları için ayrı ayrı düzenlenebilecek esnekliğe sahip ifadeler içermektedir. Ulusal, bölgesel ve küresel açıdan öncelikli alanlara işaret edilmektedir. Yol haritasıyla eşleştirmek istendiğinde de; sağlığın geliştirilmesi, sağlanması ve korunması olarak özetlenebilecek üç kavram öne çıkmaktadır.

Sağlığı geliştirmek için, aynı zamanda sağlık tehdidi de olan iklim değişikliğine yanıt vermenin ilk iş olabileceğinin altı çizilmektedir. Sektör genelindeki temel politikalarda, sağlığın belirleyicilerini ve sağlık bozukluklarının temel nedenlerini ele almanın gerekliliği aktarılmaktadır.

Sağlığı sağlamak olarak ifade edilen sağlık hizmetlerine ulaşımda, evrensel sağlık güvencesi için (genel sağlık sigortası) temel sağlık hizmetleri yaklaşımını ve kapasitesini geliştirme önerilmektedir. Eşitsizlikleri giderme amacıyla, sağlık hizmetlerinin kapsam ve finansal korumasının iyileştirilmesi vurgulanmaktadır.

Sağlığı korumak için, tüm sağlık risklerini önleme, azaltma ve bunlara hazırlanmaya yönelik ilgili acil durumların hızlıca tespiti ve bunlarla etkili bir müdahale sürdürülmesi öne çıkarılmaktadır.

Stratejik Hedefler ve Ortak Çıktılar

İlk stratejik hedef olarak gösterilen iklim değişikliği ve sağlık ilişkisinde; iklim değişikliklerine dayanıklı sağlık sistemleri ile sağlık risk ve etkilerinin toplumların sağlık ve refahına katkıda bulunacağı ortak çıktısının altı çizilmektedir.

Sağlığın belirleyicileri ve hastalıkların temel nedenleri stratejik hedefinde; sağlığın sosyal, ekonomik, çevresel ve diğer belirleyicileri dikkate alınarak, sağlıkta eşitsizliklerin azaltılması çıktısından söz edilmektedir. Ayrıca, bulaşıcı olan ve olmayan hastalıklar, şiddet ve yaralanmalar ile yetersiz beslenmeye ilişkin öncelikli risk faktörlerinin çok sektörlü yaklaşımla azaltılması da ortak çıktı olarak ifade edilmektedir. Sağlığı geliştirme programları ve toplumun karar alma süreçlerine katılımı yoluyla bireylere sağlıklarını kontrol etme yetkisi verilmesi de bu başlık altında önemsenen bir ortak çıktı olmuştur.

Genel Sağlık Sigortasında birinci basamak sağlık hizmetleri yaklaşımı ve temel sağlık sistemi kapasitesinin geliştirilmesi stratejik hedefinin; sağlığın teşvik, tedarik (sağlanma) ve korumasındaki faaliyetleri birbirine bağladığını belirtmektedir. Tesis ve hastalık odaklı sistemlerden entegre, insan odaklı sistemlere geçişin teşvik edildiği bir yaklaşım önerilmektedir.

Böylelikle sağlık sistemlerinin;

  • eşitliği,
  • verimliliği,
  • yönetişimi ile
  • etkisi artacak,
  • zayıflıkları giderilecek,
  • dijital teknolojilerin ve verilerin dönüştürücü gücünden yararlanabilecektir.

Rapor bu stratejik hedefin ortak çıktısı olarak; genel sağlık sigortasını hızlandıracak yenilenme ve güçlenme ile erişimin iyileşmesi, sağlık bilgi sistemleri güçlendirilmesi ve dijital dönüşüm uygulanacağı başlıklarını öne çıkarmaktadır.

Sağlık hizmeti kapsamı ve finansal koruma stratejik hedefinin ortak çıktıları arasında, eşitsizliklere neden olabilen ve kaliteli hizmete erişimde hakkaniyet sağlanması için;

  • bulaşıcı/bulaşıcı olmayan hastalıklar,
  • ruh sağlığı şartları,
  • anne/yeni doğan/çocuk/ergen/yaşlı sağlığı ve beslenme hizmetleri,
  • aşılama kapsamı,
  • finansal korumanın, özellikle en zayıf durumda olanlar için, mali engellerle cepten sağlık harcamalarının azaltılması yoluyla

iyileştirilmesi sıralanmaktadır.

Acil durumları önleme, hafifletme ve hazırlıklı olma stratejik hedefinin ortak çıktıları arasında; acil sağlık risklerinin azaltılması ve etkilerinin hafifletilmesi, hazırlıklı olunmasıyla dayanıklılığın artırılması yer almaktadır.

Son stratejik hedef olan sağlıkla ilgili tüm acil durumların tespit ve etkili müdahalesi kapsamında; akut halk sağlığı tehditlerinin tespiti, hızlı ve etkili müdahale ile acil durumlarda temel sağlık hizmetlerine erişimin sürdürülebilir ve adil olmasının sağlanması ortak çıktılar olarak tanımlanmıştır. 

İş Listesi

Günlük işlerin yoğunluğu, her yönetim düzeyinde, stratejik düşünmeye ayrılan zamanın etkili kullanılamamasına yol açabilmektedir. Gerek yurtiçi gerekse yurtdışı kurumların rapor ve çalışmalarını, hiç olmazsa yönetici özetlerini okumak bile etkili zaman yönetimi sıkıntısını azaltabilir. Daha önce belli konularda yapıldığı gibi, bu dokümanın paylaşımında da, zaman yönetimi darboğazındaki yöneticilere bir özet sunma hedefiyle yola çıkıldı.

Sağlık yöneticiliğinin hangi düzeyinde olunursa olunsun, yönetilen kaynakların nitelik ve niceliği ne olursa olsun; küresel, ulusal ve sektörel gelişmelerden bilgi sahibi olmak, ilgili paydaşların öngörülerini bilmek, kurumlar için verilen kararların doğruluğunu arttıracaktır. Başta Sağlık Bakanlığı olmak üzere ilgili taraflar, Dünya Sağlık Örgütü’nün bu toplantısı sonrası iş listelerindeki başlıklar arasına, sıralanan Küresel Gündem stratejik hedefleri ve ortak çıktılarını koymuştur. Dilerim buna yönelik eylem planları için çalışmaya da başlamışlardır. Dünya Sağlık Örgütü en üst ortak akıl organı olan ve yılda bir kez bakanlar düzeyinde toplanan 77. Asamble kararları, Türkiye sağlık politikasına da doğrudan ya da dolaylı katkı sağlayacaktır. Bu katkılar, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri ile uyumlu olarak, sağlık sistemimizde sıralanan altı stratejik hedef ve onların ortak çıktılarıyla gerçekleşebilecektir. İlgili paydaş kuruluşların da, bu kapsamda, Küresel Gündem 2025-2028 için hizalanacaklarını düşünüyorum. Herkese kolay gelsin…

Birinci Basamak Sağlık Hizmetlerinin Yatırım Getirisi

Birinci Basamak Sağlık Hizmetlerinin Yatırım Getirisi

Yatırım getirisi kavramını, yalnızca bir ekonomik değerlendirme aracı olarak görmemek gerektiği ve farklı boyutları olduğu geçtiğimiz hafta değerlendirilmişti. Kavramın sağlık sektörü kadar sigortacılığı ilgilendirdiği belirtilerek, hastalıkların önlenmesinin tedavisine göre daha maliyet etkili olduğu vurgulanmıştı. Yatırım getirisi bakışıyla, risk faktörlerine yönelik değerlendirmeler açısından sağlık sigortacılığına sağlayacağı katkılar örneklenmişti. Bu bağlamda, birinci basamak sağlık hizmetleriyle  yatırım getirisi kavramı ilişkisine değinmekte yarar olacaktır.

Giriş Kapısı

Birinci Basamak Sağlık Hizmetleri, en basit anlatımıyla, sağlık hizmetine ihtiyacı olanın hizmeti sunanla karşılaştığı ilk aşama olarak tanımlanır. Bir tür sağlık hizmetine giriş kapısıdır. Dünya deneyimindeki yaygın kullanımı ile “gatekeeper” yani kapı bekçisidir. Daha geniş anlamda, sağlığın korunması, teşviki, geliştirilmesi ve hastalıkların önlenmesinden başlayarak tedavisi, rehabilitasyonu hatta palyatif bakıma kadar yaşanan tüm süreci de koordine edebilir. Bu süreçte bireylerin ihtiyaçlarına ne kadar erken odaklanılabilirse, bu kapsama yönelik başlangıç o kadar iyi gerçekleşir.

Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü, birinci basamak sağlık hizmetini; sağlığın teşviki, koruyucu sağlık hizmetleri ile teşhis, tedavi ve rehabilitasyon hizmetlerinin bir arada verildiği, bireylerin hizmete kolayca ulaşabildikleri, düşük maliyetle etkin ve yaygın sağlık hizmet sunumu olarak tanımlamaktadır. Aile hekimliğini de, birinci basamak sağlık hizmetinin çağdaş uygulama şekli olarak belirtmektedir.

Türk Tabipleri Birliği, birinci basamak sağlık hizmetlerinin, bireylerin tüm yeni gereksinimlerinde sisteme ilk girişlerini sağlayan, çok az rastlanan ve alışılmadık durumlar dışında herkese koruyucu ve tedavi edici sağlık hizmeti veren, bireylerle ve toplumla herhangi bir sağlık sorununun varlığından bağımsız, yaşam boyu devam eden ve uzun erimli ilişki kuran, başka kurumlar veya kişiler tarafından sunulan hizmetlerin eşgüdümünü sağlayan aşaması olduğunu vurgular. Türk Tabipleri Birliği’ne göre, birinci basamak sağlık hizmetlerini sağlık sisteminin diğer basamaklarından ayıran temel işlevleri; ilk başvuru, kapsayıcılık, süreklilik ve eşgüdümdür.

Doğru Yerden Başlamak

Aslında, başlangıcın doğru olması, kişinin alacağı sağlık hizmeti ihtiyacını, seçeneklerini ve doğaldır ki maliyetini etkiler. Kişinin sağlık ihtiyacının karşılanmasına doğru yerden başlamak ilk alınacak karar olmalıdır. Böylelikle sağlık kazanımları artabilecek, varsa hastalığı nedeniyle oluşabilecek yaşam kalitesi azalması önlenebilecektir. Sağlık hizmet sürecinin yönetiminde; doğru işin, doğru zamanda, doğru kaynaklarla yürütülmesi mümkün olabilecektir. Sonuçta; planlama, fırsat maliyeti, ulaşılabilirlik, kapsayıcılık, hakkaniyet gibi kavramların yalnızca ekonomik bakış açısıyla değerlendirilmemesi de mümkün olacaktır.

Çünkü kapsamı açısından sağlık hizmeti, sadece ekonomik kazanımlarıyla değil özelde bireysel genelde de toplumsal yararları açısından bir bütün olarak değerlendirilmeyi gerektirir. Sağlık hizmet sunumu ve finansmanına yatırım yapanların, böyle geniş bir bakışa sahip olmalarının temel belirleyicisi ise birinci basamak sağlık hizmetlerini doğru yönetebilmektir. Kurumların kamu veya özel sektör kurumu olmalarından bağımsız olarak, bu temel ilkeyi benimsemelerinde çok yarar vardır.

Geçmişten Bugüne Örnekler 

Küresel olanlarından önce bugüne kadar yaşanan Türkiye örnekleri, bu temel ilkenin ne denli benimsendiğini yaşatarak göstermiştir.

İlk örnekler; Refik Saydam ve Behçet Uz dönemi sağlık politikalarının temelinin birinci basamak sağlık hizmetlerine dayanmasıdır. Her türlü yoksunluğa rağmen, o dönemlerin sağlık politikaları övünülen ve örnek gösterilen başarılarla doludur. Bulaşıcı hastalıklarla mücadelede birinci basamakta insan kaynağından en yüksek verimle yararlanma temelli sağlık hizmetleri örgütlenmesi Refik Saydam döneminin yapı taşı olmuştur. Behçet Uz döneminin sağlık merkezlerinde entegrasyon modeli ise bugün bile hep hatırda kalması gereken bir tasarımdır.

Dünya Sağlık Örgütü’nün 1978 Alma Ata Bildirgesi’nden 17 yıl önce yasal düzenlemesi yapılan ve 15 yıl önce de ilk uygulamasına geçilen 224 sayılı Sağlık Hizmetlerinin Sosyalleştirilmesine Dair Kanun, doğru yerden başlamanın en önemli kanıtlarından biridir. Nusret Fişek önderliğinde geliştirilen modelde birinci basamak sağlık hizmetlerine verilen önem, Dünya Sağlık Örgütü’ne ilham kaynağı olmuştur.

Kapsadığı nüfus ve birinci basamak sağlık hizmetlerini merkeze koyması açısından Aile Hekimliği ve Genel Sağlık Sigortası uygulaması da benzer özelliklere sahiptir. Sosyal alanda yapılan reformlar için çok kısa sayılabilecek bir sürede ülke genelinde yaygınlaştırılabilme kararlılığı uluslararası platformlarda referans gösterilir olmuştur.

Doğru yerden başlanan örnekler, sadece kamu sağlık sektörüyle ilgili değildir. İşe başladığı yıllardan bu yana, yaşadıkları mali sorunlara rağmen birinci basamak sağlık hizmetlerini hastane hizmetleriyle ısrarla bütünleştirmeye çalışan özel sektör yatırımcıları, bu örneklerin önemli bir bileşeni olmuştur. Hastane gruplarının büyük bir bölümü, yatırımlarının bir kısmını birinci basamak sağlık hizmetlerine yapmıştır. Özel sağlık sigortası şirketlerinin, poliçelerinde zaten yer alan birinci basamak sağlık hizmetleri finansmanına ek olarak, daha ilk haftalarında hatta kamudan da önce, pandemiyi kapsama alması konuya olan duyarlılığı göstermektedir.   

16 Kat Yatırım Getirisi

Birinci basamak sağlık hizmetlerinde, Maldivler’de UNICEF’in desteklediği geçtiğimiz yıl yapılan özel bir çalışmada, birinci basamak sağlık hizmetleri yatırım senaryosundaki kanıtlar, genel sağlık sistemi maliyetlerinde de azalmaya yol açacak şekilde önemli getiriler sağlandığını göstermiştir

(https://www.unicef.org/media/152696/file/Maldives-2023-COAR.pdf).

Çalışmanın temel bulgusu, harcanan her ABD Doları için 16 ABD Doları tutarında yatırım getirisidir. Aynı getirinin doğum öncesi, doğum sonrası ve çocuk sağlığı hizmetlerine yapılan yatırımlarda da geçerli olduğu belirtilmektedir.

Çalışmada, sistemin güçlendirilmesi için daha fazla işbirliği çabası gerektirdiği vurgulanmıştır. Ayrıca, 2030 yılına kadar Maldivler‘de Genel Sağlık Sigortasına doğru ilerlemeyi hızlandıracak politikaların temelinin oluşacağı da öngörülmüştür.

Kırgızistan’da Nisan 2023 tarihli açıklamayla duyurulan bir başka UNICEF çalışması daha vardır. Çalışmada, 20 yıl boyunca Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’nın yüzde 0,33’ü tutarında bir yatırım maliyetinin, aynı dönem için Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’nın yüzde 2,9’u karşılığı ekonomik fayda oluşacağı  gösterilmiştir

(https://www.unicef.org/kyrgyzstan/press-releases/unicef-and-who-every-dollar-spent-primary-health-care-returns-16-usd).

Birinci Basamak Olmazsa Olmaz

Tüm bu örneklerden de anlaşılacağı gibi, en azından birinci basamak sağlık hizmetlerinin olması gereken biçimde değerlendirilmesi, sağlık sisteminin doğru işleyebilmesinin ön şartıdır. Bu öyle bir ön şarttır ki; sağlığa yatırım yapanların, her düzeydeki sağlık yöneticilerinin, klinik uzmanlığı olanların, kamu veya özel sağlık sektörüne emek ve gönül verenlerin olmazsa olmaz seçeneklerinden biridir. Geçmişten bugüne Türkiye deneyiminin sorumluluğunu içlerinde hissederek ve küresel örneklerle güçlenerek, sağlık sektörünün tüm paydaşları bu sorumluluğa uygun çalışmalıdır. İlaç ve tıp teknolojileri üretenlerin burada özel bir yeri vardır. Sağlığı koruyucu ve geliştirici, tarama programlarında yer almak dahil, her türlü müdahaleyi öncelikli kılan yenilikçi süreçlerle bu sorumluluğa katkı sağlayabilirler.

Olmazsa olmazların en belirgin tetikleyicisi de sağlık yatırımcıları olmalıdır. Sigortacılık da yapsalar, hizmet sunuculuğu da yapsalar, kural belirleyici de olsalar tüm paydaşlar, sistemi birinci basamak sağlık hizmetleri odaklı çalıştırmalıdır. Sağlığın korunması, teşviki, geliştirilmesi ve hastalıkların önlenmesinden başlanmalı, tedavi ve rehabilitasyon süreçlerinin tamamı kapsanmalıdır. Aktüeryal değerlendirmelerde ve net risk primi hesabında bu bakış dikkate alınmalıdır.

Birinci basamak sağlık hizmetleri yaklaşımı, son yıllarda güncelleşen küresel deyimle “Universal Health Coverage”, aşina olduğumuz adıyla Genel Sağlık Sigortası ile birlikte sağlık hizmetine ulaşma yolundaki ilerlemeyi de hızlandırabilecektir. Çok paydaşlı politikalar ve toplum katılımı yoluyla sağlık  hizmetlerine bütüncül yaklaşım sağlanabilecektir. Hatta, birey ve toplum düzeyindeki sağlık müdahalelerini bütünleştirme yoluyla sağlığı korunması ve geliştirilmesine risk gerçekleşmeden katkı verilebilecektir.

Dolayısıyla; birinci basamak sağlık hizmetlerinin entegrasyonuna öncelik vererek, daha adil ve birey odaklı sağlık hizmetleri hedeflenebilir, ilgili paydaşlarla birlikte;

  • Toplum katılımı arttırmaya yönelik,
  • Sadece merkezi değil aynı zamanda yerinden ve ortak akıl ile karar alma mekanizmaları ile
  • Farklı finansman süreçleri

gibi bazı anahtar politikalar yaygınlaştırılabilir.